Bir aktör için unutulmaz bir rolün sahibi olmak hayal gibi görünebilir, ancak her yıldızın kariyerinin zirvesi olan performansından mutlu olduğunu söylemek mümkün değil. Bazıları, unutulmaz bir karakterle özdeşleşmekten sıkılırken, diğerleri ise filmleri, senaryoyu ya da arka plandaki süreci eleştirdi. Hatta bazı durumlarda, aktörler bir rolün kariyerlerinin geri kalanını gölgede bıraktığını düşündü. Seyirciler yıllarca o performansları sevdikçe, aktörler çoğu zaman tamamen farklı duygular içindeydi. İşte en ünlü rolleriyle gurur duymayan 15 aktör.

15 Aktörün En Ünlü Rolleri Hakkındaki Gerçek Duyguları

Kate Winslet – Titanic (1997)

Kate Winslet, kendi performansını izlemekten rahatsız olduğunu ve Titanic’in ne kadar büyük bir fenomen haline geldiğinden yorulduğunu itiraf etti.

Marlon Brando – A Streetcar Named Desire (1951)

Marlon Brando, en ünlü performanslarına rağmen zamanla bu rollerini küçümseyen bir tavır takındı.

Megan Fox – Transformers (2007)

Megan Fox, yapım sürecini eleştirdi ve Transformers serisinin onun kamuoyundaki imajını nasıl şekillendirdiğine dair hayal kırıklığını dile getirdi.

Robert Pattinson – Twilight (2008)

Robert Pattinson, röportajlarında Edward Cullen karakterini sık sık alaya aldı ve bu karakteri tuhaf ve aşırı dramatik bulduğunu açıkladı.

Sean Connery – Dr. No (1962)

Sean Connery, James Bond’un yarattığı sonsuz ilgiden sıkıldı ve bu rolün gölgesinden kurtulmak istedi.

Shelley Duvall – The Shining (1980)

The Shining filminin zorlu çekim süreci, Shelley Duvall’ı hem fiziksel hem de ruhsal olarak yıprattı.

Shia LaBeouf – Transformers (2007)

Shia LaBeouf, Transformers serisinden uzaklaştığını ve filmlerin yaratıcı yönünü eleştirdiğini daha sonra kabul etti.

Alec Guinness – Star Wars (1977)

Alec Guinness, Star Wars’taki diyaloglardan hoşlanmadığını ve Obi-Wan Kenobi’ye olan hayranlığın nedenini hiçbir zaman anlamadığını açıkladı.

Bill Murray – Garfield (2004)

Bill Murray, Garfield filmiyle ilgili projede hangi yönetmenin yer aldığından habersiz olduğunu iddia ederek, bu rolüyle dalga geçti.

Burt Reynolds – Boogie Nights (1997)

Burt Reynolds, Boogie Nights filminin eleştirmenler tarafından övülmesine rağmen, yönetmenle yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle filmi beğenmedi.

Christopher Plummer – The Sound of Music (1965)

Christopher Plummer, filmin aşırı tatlı tonunu eleştirerek alaycı bir şekilde The Sound of Mucus (Sümük Sesi) olarak adlandırdı.

Daniel Radcliffe – Harry Potter and the Half-Blood Prince (2009)

Daniel Radcliffe, bu filmdeki performansını izlemenin zor olduğunu ve oyunculuğundan memnun olmadığını açıkladı.

George Clooney – Batman & Robin (1997)

George Clooney, Batman & Robin filminde oynadığı için defalarca özür diledi. Pek çok hayranın en zayıf süper kahraman filmlerinden biri olarak gördüğü bu yapım, Clooney’in kariyerinde unutulmaz bir leke olarak kaldı.

Harrison Ford – Star Wars (1977)

Harrison Ford, yıllarca Han Solo’dan çok Indiana Jones karakterine daha fazla ilgi duyduğunu ifade etti. Oysa seyirciler Han Solo’yu çok sevmişti.

Bir rolün sahibi olmak, aktörler için hem bir onur hem de bir yük olabiliyor. Bazıları için bu durum kariyerlerini gölgede bırakırken, bazıları ise sürecin ya da sonuçların hayal kırıklığı yaratmasına neden oluyor.