New York Üniversitesi (NYU), akademik araştırmalarda uzun süredir hakim olan geleneksel modeli sorguluyor. Bu modele göre, uzmanlar tek bir disiplinden seçilir, aynı binada çalıştırılır ve faydalı sonuçlar elde edilmesi umulur. Biyoloji bölümleri biyolojiyle, mühendislik bölümleri mühendislikle, tıp fakülteleri de hasta tedavisiyle ilgilenir.
NYU Tandon Mühendislik Okulu, bu anlayışı tamamen değiştiriyor. Yeni kurulan Mühendislik Sağlığı Enstitüsü, araştırmaları geleneksel disiplinler yerine hastalık durumları etrafında şekillendiriyor. Artık sorulan sorular, “Elektrik mühendisleri tıbba nasıl katkı sağlayabilir?” yerine, “Alerjik astımı nasıl tedavi edebiliriz?” şeklinde oluyor. Bu sorulara yanıt bulmak için immünologlar, hesaplamalı biyologlar, malzeme bilimcileri, yapay zeka araştırmacıları ve kablosuz iletişim mühendisleri bir araya getiriliyor.
Enstitünün başındaki isim olan Jeffrey Hubbell, NYU’nun biyomühendislik stratejisinden sorumlu başkan yardımcısı ve NYU Tandon’da kimya ve biyomoleküler mühendislik profesörü. Hubbell’e göre, bu yaklaşımın ilk sonuçları umut verici.
Örneğin, bir kimya mühendisi ile elektrik mühendisi, havadaki tehditleri — hastalık patojenlerini de dahil — tespit eden bir cihaz geliştirerek bir startup kurdu. Görme engelli bir doktor ise mekanik mühendisleriyle birlikte, görme engelli metro yolcuları için navigasyon teknolojisi tasarladı. Hubbell’in liderliğindeki ekip ise, “ters aşılar” adı verilen bir yöntemle, çölyak hastalığı ve alerjiler gibi durumları tedavi edecek bağışıklık sistemini yeniden programlama çalışmaları yürütüyor. Bu çalışmalar, immünoloji, moleküler mühendislik ve malzeme bilimi alanlarında derin bir uzmanlık gerektiriyor.
Geleneksel Tıbbın Sınırlarını Aşmak
Hubbell’in argümanına göre, modern tıp, tek bir strateji üzerine odaklanmış durumda: Belirli molekülleri bloke eden veya hedefli bağışıklık tepkilerini baskılayan ilaçlar geliştirmek. Antikor teknolojisi, bu yaklaşımın temel dayanağı haline geldi. “Bu yöntem, tek bir şeyi bloke etmek için oldukça uygun,” diyen Hubbell, ilaç endüstrisinin, her bir inhibitörü belirli bir yolak için tasarlayarak olağanüstü bir başarı elde ettiğini belirtiyor.
Ancak Hubbell, farklı bir soru soruyor: “Tek bir kötü şeyi bloke etmek yerine, bir iyi şeyi nasıl teşvik edebilir ve bu iyiliksever etkinin, aynı anda birçok kötü yolakla mücadele etmesini nasıl sağlayabiliriz?”
“İltihaplanmada, bağışıklık sistemini inflamatuar molekülleri tek tek bloke etmek yerine, immünolojik toleransa yönlendirebilir miyiz? Kanserde, tümör ortamındaki bağışıklık baskılayıcı özellikleri yenmek için pro-enflamatuar yolakları harekete geçirebilir miyiz?”
Bu geçiş, hem araç gereç hem de araştırmacı profili açısından tamamen farklı bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyor. Hubbell, “Proteomlar gibi biyolojik moleküller veya çözünebilir polimerler, nanomalzemelerin supramoleküler yapıları gibi malzeme temelli yapıları kullanıyoruz. Bu yaklaşımları geliştirmek için sadece biyoloji, sadece malzeme bilimi veya sadece immünoloji bilmek yeterli değil. Üçünün de derinlemesine anlaşılması gerekiyor,” diyor.
Disiplinler Arası Uzmanlık Nasıl Oluşturulur?
Peki, bu çok disiplinli derinliğe sahip araştırmacıları nasıl yetiştirebiliriz? Hubbell’e göre, cevap beklenenden farklı:
“Öğrencilerin erken dönemden itibaren farklı disiplinlerde eğitim almaları gerekiyor. Sadece biyoloji ya da sadece mühendislik değil, her ikisinin de temellerini öğrenmeleri şart. Ayrıca, yapay zeka, veri bilimi, hesaplamalı bilim teorisi, immüno-mühendislik, malzeme bilimi ve hatta kuantum mühendisliği gibi alanlarda da yetkinlik kazanmaları gerekiyor. Tüm bu alanlardaki araştırmacılar, birbirlerine çok yakın çalışmalı.”
NYU Tandon’un bu vizyonu, akademik araştırmaların geleceğini şekillendiriyor. Geleneksel sınırların ötesine geçen bu yaklaşım, sağlık alanında devrim yaratma potansiyeline sahip.