Dışarı çıkıp keşfetmek gibisi yok. Outbound, macera dolu bir açık dünya deneyimi sunmayı hedefleyen, rahatlatıcı bir oyun. Ancak yolculuk ne kadar pürüzsüz ve görsel olarak etkileyici olsa da, oyuncuyu sürekli olarak ilerlemeye itecek güçlü bir neden sunamıyor.
Outbound, yavaş tempolu, açık dünya bir keşif oyunu. Oyunda, bir karavanla yola çıkıyor, kaynak topluyor, aracınızı geliştiriyor ve çeşitli Landmarkları keşfediyorsunuz. Bu özgürlük size istediğiniz şekilde bir macera yaşama şansı tanısa da, bu özgürlük çoğu zaman boş bir hisse dönüşüyor. Keşifler, ödüllendirici değil, amaçsızca hissettiriyor.
Nefes Kesen Manzaralar, Ama Yaşamdan Yoksun Bir Dünya
Nereye giderseniz gidin, karşınıza Outbound’un nefes kesen manzaraları çıkıyor. Gün batımını izlemek için kenara çekilip oturmanız gerekiyor. Oyunun biyomları gerçekten etkileyici, ancak dünya o kadar da canlı değil. Yolculuk, yavaş tempolu ve çoğu zaman sizi meşgul edecek pek bir şey yok.
Yolculuğu biraz olsun çeşitlendiren birkaç sistem bulunuyor. Bunların arasında favorim, Cap-N-Snap otomatları. Burada topladığınız şişe kapaklarını kullanarak araba süsleri ya da bobbleheadler gibi ödüller satın alabiliyorsunuz. Ayrıca keşfedilecek birçok koleksiyon öğesi de var: komik isimlere sahip Gnome heykelcikleri, üzerine taş ekleyebileceğiniz Cairnler, kilitli resimler ve yakabileceğiniz kamp ateşleri. Bu sistemler, ilerledikçe sizi ödüllendiren bir döngüye sahip olsa da, haritada kolayca bulunabildikleri için keşif hissinden çok, bir checklist yapmaya benziyorlar. Organik olarak bulmanın getirdiği zorluk ve ödül hissinden yoksunlar.
Boş Sokaklar ve Yalnızlık Duygusu
Yolda tek başınıza ilerlediğinizde, tüm dünya sizinle birlikte yalnız kalıyor. Nereye giderseniz gidin, sanki daha önce orada olmuş biriyle karşılaşmamış gibi hissediyorsunuz. Oyun dünyasında notlar, mektuplar ve diğer yaşam kalıntıları dağılmış durumda, ancak sohbet edebileceğiniz tek bir NPC bile yok. Dış mekan keşfine dayalı bir oyun için Outbound’un vahşi yaşamı da oldukça seyrek. Arada sırada bir tavşan, kuş ya da başka bir yaratık görebilseniz de, karşılaşmalar nadir. Açık yolda yalnızlık hissi oldukça baskın. Bir köpek arkadaş edinmek biraz olsun bu hissi azaltsa da, devasa ve cansız dünyada tek başına olduğunuz hissini tamamen ortadan kaldırmaya yetmiyor.
Döngüsel Bir Yolculuk
Oyunun ana hedefi basit: kaynak toplamak ve karavan yaşamını geliştirmek. Yeni ya da daha iyi aletler yapmak, aracınızı yükseltmek ve çeşitli Landmarkları keşfetmek yoluyla bunu başarabilirsiniz. Ancak bu süreç, çoğu zaman kendini tekrar eden bir döngüye dönüşüyor. Topladığınız kaynaklar, geliştirmeler için yeterli olsa da, bu ilerlemeyi anlamlı kılacak derinlikten yoksun.
"Outbound’un en büyük problemi, keşif hissini kalıcı kılacak mekaniklerin eksikliği. Manzaralar güzel, ama yolculuk sıkıcı ve anlamsız hissettiriyor."
Toparlamak gerekirse, Outbound nefes kesen manzaraları ve rahatlatıcı atmosferiyle dikkat çekiyor. Ancak derinlikten yoksun mekanikleri, sürekli ilerlemek için bir neden sunamıyor. Eğer sadece manzaraların tadını çıkarmak ve stres atmak istiyorsanız, bu oyun sizin için eğlenceli olabilir. Fakat daha fazla içerik ve zorluk arayan oyuncular için hayal kırıklığı yaratabilir.