Yapay zeka destekli tıp uygulamaları, son yıllarda büyük bir ilgiyle karşılanıyor. Ancak bu teknolojilerin sunduğu basitlik ve potansiyel güç, bazen hasta ihtiyaçlarını ve doktor rollerini göz ardı edebiliyor. Bu durum, tıbbın en önemli unsurlarından biri olan insan unsurunu zayıflatıyor.

Geçtiğimiz günlerde, yapay zeka destekli bir tıp ürünüyle karşılaştım. Ürün, basitliği ve potansiyel güçlendirici etkisiyle dikkat çekse de, hasta ihtiyaçlarını, doktorun rolünü ve aralarındaki hassas dengeyi tamamen yanlış anlıyordu. Ürün teknik olarak yetenekliydi, hatta etkileyiciydi. Ancak tıbbın en temel unsurlarından biri olan tıbbın sanatı konusunda başarısız oluyordu.

Bana göre, tıbbın sanatı, hastalarla gerçek ve derin bir bağlantı kurabilme yeteneğini gerektiriyor. Bu bağlantı, karşılıklı, bilinçli ve terapötik bir süreçtir. Yapay zeka ise bu bağlantıyı kaybetme riskini taşıyor. Bu kayıp, hem subjektif hem de objektif tedavi sonuçlarını olumsuz etkileyebilir.

En büyük endişem, hastaların simüle edilmiş empatiyi gerçek insan bağlantısıyla karıştırmalarıdır. Gerçek bir doktor-hasta ilişkisi, sadece teknik bilgiyle değil, aynı zamanda insani dokunuşla da şekillenir. Yapay zeka destekli sistemler, bu dokunuşu sağlayamadığı için tedavi süreçlerinde ciddi boşluklar yaratabilir.

Bu nedenle, yapay zekanın tıp alanında kullanımı konusunda dikkatli olunmalıdır. Özellikle bağımlılık tedavisi gibi hassas ve insan unsurunun kritik olduğu alanlarda, teknolojinin sunduğu avantajların yanı sıra riskleri de göz önünde bulundurmak gerekir.

Kaynak: STAT News