Amerika Birleşik Devletleri'nde Cumhuriyetçiler, Demokratların seçim bölgelerindeki temsil gücünü azaltmaya yönelik yeni adımlar atıyor. Güney Carolina ve Georgia eyaletlerinde, Yüksek Mahkeme'nin Louisiana v. Callais davasında Voting Rights Act'ı zayıflatmasının ardından seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi gündeme geldi.
Güney Carolina Valisi Henry McMaster, eyalet meclisini olağanüstü oturuma çağırmayı planladığını duyurdu. Yerel televizyon kanalı WIS-10'a konuşan bir sözcü, valinin Perşembe günü yapılacak bir açıklama için hazırlık yaptığını belirtti. Aynı gün eyalet meclisinin olağan oturumu sona erecek. Meclis, Salı günü yapılan oylamada özel oturum için gerekli kararı reddetti. Bu durumda, valinin doğrudan emir çıkarması tek seçenek olarak kaldı.
Vali McMaster, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Eyalet Meclisi, ABD ve Güney Carolina anayasalarına uygun olarak ve halkın çıkarları doğrultusunda çalışmasını tamamlamalıdır" ifadelerini kullandı. Ayrıca, "Halkın taleplerini dikkate alarak seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi konusunda tam inceleme yapılmasını" istedi.
Georgia Valisi Brian Kemp ise Çarşamba günü yaptığı açıklamada, eyalet meclisini 17 Haziran'da toplantıya çağıracağını duyurdu. Bu oturumda eyaletin kongre haritasının yeniden çizilmesi hedefleniyor. Kemp, haritanın kasım ayında yapılacak ara seçimler için değiştirilmeyeceğini belirtse de, valilik seçimlerinden önce değişiklik yapılmasını amaçlıyor.
Cumhuriyetçiler, Georgia'da Meclis'teki 9-5'lik üstünlüklerini daha da genişletmek istiyor. Güney Carolina'da ise Demokrat temsilci Jim Clyburn'a karşılık altı Cumhuriyetçi milletvekili bulunuyor. Bu planların başarılı olması durumunda, iki eyalet de Louisiana, Tennessee, Alabama, Mississippi ve Florida'nın ardından siyah nüfusun siyasi temsil gücünü daha da zayıflatmış olacak.
"Bu adımlar, Amerikan demokrasisinin temellerine yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor. Seçmenlerin temsil hakkının gasp edilmesi, demokratik süreçlerin zayıflatılması anlamına geliyor."
Uzmanlar, Cumhuriyetçilerin bu hamlelerinin uzun vadede eyaletlerdeki siyasi dengeleri değiştirebileceği ve yerel seçim sonuçlarını etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Sivil toplum kuruluşları ise bu sürecin anayasal sınırlar içinde yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.