Guy Ritchie, 2019 yılından bu yana sekiz uzun metrajlı film ve iki televizyon dizisi yöneterek sinema dünyasında adından sıkça söz ettiriyor. Bu projelerin çeşitliliği ise dikkat çekici: aile odaklı fantezi filmlerden (Aladdin ve Fountain of Youth) Britanya suç filmlerine (The Gentlemen), sert suç dramalarından (Wrath of Man) savaş filmlerine (The Ministry of Ungentlemanly Warfare ve The Covenant), hatta casusluk komedilerine (Operation Fortune: Ruse de Guerre) kadar geniş bir yelpazede eserler ortaya koydu.
In the Grey, Ritchie'nin son dönem filmlerinden biri olarak, çoğunlukla casusluk komedisi kategorisine giriyor. Filmde, Eiza González'in canlandırdığı avukat/aracı rolündeki Rachel, Jake Gyllenhaal'ın Bronco ve Henry Cavill'in Sid karakterleriyle birlikte, zenginlerden devasa borçları tahsil etmek için çeşitli planlar yapıyor. Ancak hikaye, Ritchie'nin diğer filmlerinde olduğu gibi, sadece bir türe sıkışmıyor; aksiyon, gerilim ve mizah unsurlarını bir arada sunuyor.
Film, Christopher Benstead'ın Wrath of Man'de başarıyla kullandığı yoğun, telli enstrümanlardan oluşan müzikal skoru, The Covenant'daki gibi nabız gibi atan silah sesleri ve kovalamacalarla dolu aksiyon sahneleriyle dolu. Aynı zamanda, González, Gyllenhaal ve Cavill gibi Ritchie'nin sıkça çalıştığı oyuncuların yer aldığı bir yapım.
Daha çok bir eskiz gibi
In the Grey, tam anlamıyla gelişmiş bir uzun metrajlı filmden çok, bir karalama defterindeki çizime benziyor. Film boyunca Rachel karakteri, seslendirme yoluyla hikayeyi adeta adım adım anlatıyor. Örneğin, özel sermaye devi Bobby (Rosamund Pike) adına uluslararası suçlu Salazar'dan (Carlos Bardem) milyarlarca dolarlık borcu tahsil etmek için Rachel'ın mahkemeleri sadece birkaç gün içinde nasıl yönettiğini açıklıyor. Hikayenin karmaşıklığı ve hukuki süreçlerin net olmaması nedeniyle, izleyicinin her şeyi olduğu gibi kabul etmesi gerekiyor. Ritchie'nin stil sahibi yönetmenliği ve Martin Walsh'un keskin kurgusu sayesinde, Rachel'ın her şeyi anlatarak izleyiciyi yönlendirdiği fark edilmeyebiliyor.
Ritchie, filmlerinde her zaman 'vibes'a önem veren bir yönetmen olmuştur ve bu, bir övgü olarak söylenebilir. In the Grey de bu anlayışın bir yansıması. Filmde karakterler öylesine havalı görünüyor ki, elmas soygunlarından, yumruk dövüşlerine ya da Amerikan esrar pazarının İngiliz esrarına hükmetmesine kadar hikayenin detaylarıyla ilgilenmeseniz bile, görsel zevk açısından keyif almanız mümkün. Bu filmde de karakterler özenle seçilmiş kıyafetleri, düzgün duruşları ve her ortama uygun giyim tarzlarıyla dikkat çekiyor. Hatta filmde, sadece görsel olarak havalı olduğu için, bir Stovetop Negroni (Negroni Svegliato) nasıl hazırlanır, adım adım gösteriliyor.
Bu tarz bir filmle ne kadar süre vakit geçirebileceğiniz kişiden kişiye değişebilir. Ancak In the Grey'in 100 dakikanın altında olması, izleyicinin sabrını fazla zorlamıyor. González, Cavill ve Gyllenhaal'ın performansları da filmi izlemeye değer kılan unsurlar arasında yer alıyor.