New York’taki Met Gala’da 4 Mayıs tarihinde sahneye çıkan Olimpiyat kayakçısı Eileen Gu, adeta havada süzülen binlerce ışıltılı baloncuktan oluşan bir elbiseyle dikkatleri üzerine çekti. Bu olağanüstü tasarım, Hollandalı moda tasarımcısı Iris van Herpen ve Tokyo-Londra merkezli A.A.Murakami stüdyosunun ortak çalışmasıydı.

15 bin el yapımı cam baloncuktan oluşan elbise, 2 bin 550 saatlik yoğun bir çalışmanın ürünüydü. Aynı zamanda elbisenin içinde yer alan mikroişlemciler, Gu hareket ettikçe gerçek baloncukların havaya salınmasını sağlıyordu. Bu tasarım, 16 Mayıs’ta Brooklyn Müzesi’nde açılan Iris van Herpen: Duyuları Şekillendirmek adlı retrospektif sergisinin de ön gösterimi niteliğindeydi.

Su ve hava: Van Herpen’in ilham kaynakları

Brooklyn Müzesi’nin kıdemli küratörü Matthew Yokobosky, serginin ilham kaynaklarını şöyle açıklıyor: “Gösteri, suyun farklı halleriyle—sıvı, katı, gaz—ilgili tasarımlardan oluşuyor. Van Herpen’in tasarımlarında su, hem fiziksel hem de metaforik anlamda önemli bir rol oynuyor.”

Sergide, Japon sanat kolektifi tarafından hazırlanan ve “okyanustan bir dilim alınmış gibi duran” bir eser de yer alıyor. Van Herpen’in su ve hava temalarına olan ilgisi, kariyerinin başlangıcına kadar uzanıyor. 2010 yılında sunduğu Kristalleşme koleksiyonu, kireçtaşı oluşumları, buz kristalleri ve su sıçramalarından esinlenmişti. Bu koleksiyonda yer alan ve İngiliz mimar Daniel Widrig ile birlikte tasarlanan iskelet benzeri fildişi rengi üst parça, Brooklyn Müzesi’nde sergileniyor.

Bilim ve moda arasındaki köprü

Van Herpen’in çalışmaları, moda ve bilim arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor. Akciğerlerimizdeki havadan, vücudumuzun %90’ından fazlasını oluşturan hava moleküllerine; mıknatıs alanlarından biyolüminesan alglere kadar birçok bilimsel olgu, onun tasarımlarına ilham kaynağı oluyor.

Yirmi yılı aşkın süredir moda dünyasında yer alan Van Herpen, mimarlar, paleontologlar ve biyologlarla iş birlikleri yapıyor. Tasarımlarında demir talaşlarından manyetik alanlara, hatta ışıldayan alglerden yararlanıyor. Bu yaklaşım, moda sanatın bir dalı olarak yeniden tanımlıyor.

Brooklyn Müzesi’nin 1934 yılında düzenlediği İpek Hikayesi sergisi, moda müzelerinin başlangıcı olarak kabul ediliyor. Geçmişte Madame Grès, Schiaparelli, Jean Paul Gaultier, Pierre Cardin, Christian Dior, Virgil Abloh ve Thierry Mugler gibi efsanevi isimlerin retrospektiflerine ev sahipliği yapan müze, Van Herpen’in sergisiyle bu geleneği sürdürüyor.