Donald Trump’ın destekçilerinin oluşturduğu MAGA hareketi, ABD siyasetinde giderek daha fazla öjeni ve ırkçı saflık anlayışını benimser hale geldi. Bu eğilim, sadece retorik düzeyinde kalmayıp, kamu politikalarına da yansıyor.

Trumpizm’in Öjeni ve Ayrımcılık Temelleri

Trumpizm’in en karanlık yönlerinden biri, engellilere ve farklı gruplara karşı beslenen öjeni temelli bakış açısıdır. Trump’ın engelli bir gazeteciyi alenen aşağıladığı anlar, onun bu konudaki tutumunu gözler önüne seriyor. Aynı zamanda, askerlik yapmış engelli bireylere karşı da olumsuz bir tavrı olduğu biliniyor.

MAGA hareketi içinde sıkça duyulan 'saf kanlı Amerikalılar' ve 'ülkeyi zehirleyenler' gibi ifadeler, ırkçı ve öjeni temelli bir anlayışın yaygınlaştığını gösteriyor. Bu söylemler, 'kan zehirlenmesi' ve 'kötü genler' gibi terimlerle desteklenerek, toplumun belirli gruplarına karşı önyargıların meşrulaştırılmasına çalışılıyor.

Trans bireylerin varlığının reddedilmesi, nöroçeşitliliğe karşı duyulan tiksinti ve otizmin bir 'salgın' olarak görülüp yok edilmesi gerektiğine dair görüşler, bu hareketin öjeni eğilimini açıkça ortaya koyuyor. Tüm bu gelişmeler, Trump’ın 'tarihteki en pro-life başkan' olarak adlandırılmasına rağmen, aslında yaşam hakkından ziyade belirli bir yaşam biçimini dayatmayı hedeflediğini gösteriyor.

Yüksek Mahkeme’nin İtibar Kaybı ve Reform Talepleri

MAGA’nın öjeni ve ırkçı söylemleriyle paralel olarak, ABD Yüksek Mahkemesi’nin (SCOTUS) itibarında ciddi bir düşüş yaşanıyor. Mahkeme’nin normlara dayalı muhalefeti zayıflatmaya çalışması, kurumun gelecekteki reform taleplerini tetikleyebilir.

John Roberts gibi yargıçların, kurumu koruma adına attıkları adımların, aslında Mahkeme’nin itibarını daha da zedelediği görülüyor. Roberts’ın kendisini kurumcu olarak görmesi, ancak Mahkeme’nin toplum nezdindeki güvenilirliğinin azalmasıyla sonuçlanıyor. Bu durum, vatandaşların Mahkeme’nin genişletilmesi veya reforme edilmesi taleplerini artırabilir.

Demokratların, Yüksek Mahkeme’nin genişletilmesi, Washington DC’nin eyalet statüsüne kavuşturulması ve filibuster kuralının kaldırılması gibi adımları atamaması durumunda, diğer reformların da etkisiz kalabileceği belirtiliyor.

Öjeni Politikalarının Gizli Uygulamaları

Trump yönetimi, büyük krizlerin gölgesinde, öjeni temelli politikaları sessizce uygulamaya koyuyor. Bu politikalar, doğrudan bir öjeni yasası olarak değil, toplumun belirli gruplarına karşı ayrımcı uygulamalar şeklinde kendini gösteriyor.

Engelli bireylerin haklarının kısıtlanması, trans bireylerin toplumdan dışlanması ve nöroçeşitliliğe karşı olumsuz bakış açısının yaygınlaşması, bu gizli öjeni politikalarının örnekleri olarak karşımıza çıkıyor. Tüm bu gelişmeler, ABD’nin demokratik değerlerinden giderek uzaklaşmasına neden oluyor.

"Trumpizm’in öjeni eğilimi, sadece geçmişin karanlık ideolojilerine bir dönüş değil, aynı zamanda gelecekteki toplumsal bölünmelerin de habercisi olabilir."