ABD’de çalışanlar giderek daha fazla stres altında. Gallup’un son iş yeri araştırmasına göre, ABD’li çalışanların yarısı her gün önemli ölçüde stres yaşadığını bildirdi. Bu oran, Gallup’un dokuz bölgeyi kapsayan raporunda dünyadaki en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti.
İş yerindeki baskı o kadar yoğun ki, çalışanların %52’si son bir ay içinde kaygı ya da panik atak benzeri belirtiler yaşadı. Aynı zamanda, Amerikalıların %63’ü iş stresiyle başa çıkmak için alkol, esrar ya da reçetesiz ilaçlara başvurdu. Bu oranın %52’si stresi doğrudan iş saatleri içinde gidermeye çalıştı.
İşin doğası gereği stresli olabileceği bilinse de, 2026 yılı özellikle zorlayıcı bir dönem olarak öne çıkıyor. Geri dönüş zorunlulukları, yapay zeka kaygısı ve yaygın işten çıkarmalar, stresi daha da artırıyor. Ancak araştırmalar, en büyük stres kaynağının aslında yeni ya da dramatik olmayan bir unsur olduğunu gösteriyor: rol belirsizliği.
60 yıllık araştırma: Rol belirsizliği en yıkıcı stres kaynağı
ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Auburn, Old Dominion ve Illinois Urbana-Champaign araştırmacıları, 60 yılı kapsayan 515 çalışmayı bir araya getirerek, neredeyse 800 bin çalışanın verilerini analiz etti. Sonuçlar, iş yerindeki stresin en etkili çözümünün net rol tanımları ve sorumluluklar olduğunu ortaya koydu.
Örgütsel psikolojide ‘rol stresörleri’ genellikle birkaç kategori altında toplanır. Ancak bu araştırma, bunları üç ayrı gruba ayırıyor:
- Rol aşırı yükü: Yapılması gereken işin çok fazla olması.
- Rol çatışması: Birbiriyle çelişen talepler ve beklentiler.
- Rol belirsizliği: En zararlı olanı; beklentilerin net olmaması.
Araştırmanın baş yazarı ve Auburn Üniversitesi Psikolojik Bilimler Doçenti Gargi Sawhney, bu üç stresörün her işte ve her sektörde görüldüğünü, ancak nasıl işlediğinin uzun süredir net olmadığını belirtiyor. Ekibi, bu stresörlerin kökenlerini, nasıl geliştiğini ve çalışanlar üzerindeki etkilerini inceledi. Elde edilen bulgular, yöneticilerin iş yeri stratejilerini yeniden düşünmeleri gerektiğini gösteriyor.
Rol belirsizliği: Gizli stres kaynağı
Araştırmaya göre, rol çatışması tükenmişlik ve işten ayrılma niyetinin en büyük nedeni. Bu durum, tükenmişliğin %47,5’lik varyansını açıklıyor. Özellikle rol belirsizliği, en yıkıcı etkiye sahip.
‘Çalışanlar çelişkili mesajlar alırsa—bir yönetici farklı bir şey söyler, diğeri başka bir şey—bu genellikle işin tekrar tekrar yapılmasına yol açar. Bu tür sürekli çatışmalar, uzun vadede ciddi bir bedel ödetir.’
Rol belirsizliği, yani ‘işin ne olduğu’ konusundaki net olmayan beklentiler, iş doyumunu, performansı ve kuruma bağlılığı olumsuz etkiliyor. Başarı kriterleri net olmadığında, çalışanlar verimli çalışamaz hale geliyor.
Sawhney, araştırmanın hiyerarşisini şöyle açıklıyor: Rol aşırı yükü, ek destekle hafifletilebilir. Ancak rol belirsizliği, daha derin ve varoluşsal bir tehdit oluşturuyor.
‘Yöneticilerin, çalışanlara ne yapmaları gerektiğini net bir şekilde açıklamaları gerekiyor. Aksi takdirde, stresin kaynağı ortadan kalkmaz.’