Amerika Birleşik Devletleri’nin en önemli belgelerinden biri olan Bağımsızlık Bildirgesi, sadece bir bağımsızlık ilanı olmanın ötesinde, zamanla ulusun ortak kimliğinin ve değerlerinin temel taşı haline geldi. Abraham Lincoln’ün, “siyasal anlamda hissettiğim hiçbir duygunun, Bağımsızlık Bildirgesi’nin içerdiği duygulardan kaynaklanmadığı bir an olmadı” sözleri, bu belgenin Amerikan tarihindeki yerini özetliyor.
Lincoln, hem bir siyaset filozofu hem de deha bir siyasetçi olarak, Illinois’in uzun boylu demiryolu işçisinden ABD’nin 16. başkanına uzanan yolculuğunda, Bildirge’yi sık sık referans aldı. Hatta siyasete ilk adım atmadan önce ve yeniden siyasete dönme ihtimali olmadığı dönemlerde bile bu belgeye atıfta bulundu. Çağdaşları gibi Lincoln de büyürken Bildirge’nin resimleriyle çevriliydi. Bu belge, Amerikalıların zihninde sürekli canlı tutuldu ve zamanla sadece bir tarihsel belge olmaktan çıkıp, Amerikan inancının tartışmasız ifadesi haline geldi.
1861 yılında Bildirge’nin rolü
Lincoln’ün 22 Şubat 1861 tarihindeki konuşması, Bildirge’nin Amerikan tarihindeki önemini anlamak için kilit bir nokta. Springfield’dan Philadelphia’ya trenle giden Lincoln, Bildirge’nin imzalandığı Independence Hall’da halka seslendi. O sırada, Amerika Birleşik Devletleri’nin geleceği büyük bir krizin eşiğindeydi. Konfederasyon Devletleri Alabama’nın Montgomery kentinde kurulduğunda, Bildirge, 1820 Missouri Uzlaşması’ndan beri süregelen ve aslında 4 Temmuz 1776’dan itibaren derinleşen bir gerilimin merkezinde yer alıyordu.
1861 yılına gelindiğinde, Bildirge’nin ilkelerine yapılan atıflar sadece Cumhuriyetçi Parti’nin başkan seçilen Lincoln’den değil, Konfederasyon’un başkanı Jefferson Davis ve yardımcısı Alexander Stephens’tan da geliyordu. Kuzey ve Güney’in hem gazeteleri hem de polemik yazarları, Bildirge’nin ruhunu tartışmalarda sıkça kullanıyordu. Ayrılıkçılık anayasal bir kriz olsa da, bu konudaki tartışmaların her iki tarafında da Bildirge’nin ruhu hakimdi.
Bildirge’nin ikinci nesil Amerikalılar için anlamı
İkinci nesil Amerikalılar içinse Bildirge, bir devrim kalıntısından ibaretti. Saygı duyulan, ancak büyük ölçüde göz ardı edilen bir belgeydi. Kolonilerin Büyük Britanya’dan ayrılmasını ilan etmişti ve ardından yönetim görevi sırasıyla Konfederasyon Maddeleri ve Anayasa’ya geçmişti. 19. yüzyılın ilk on yılında, John Adams’ın Federalistleri 4 Temmuz’u kutlamaktan kaçınırken, Thomas Jefferson’ın Demokratik-Cumhuriyetçileri hem belgeyi hem de onun yazarını onurlandırdı. Ancak her iki taraf da Bildirge’nin, Bağımsızlık’tan bir nesil sonraki Amerika’da önemli bir rol oynayacağını düşünmüyordu.
Bildirge’nin yeniden keşfi: 1812 Savaşı ve kurtuluşu
Bildirge’nin Amerikan tarihindeki yerinin yeniden şekillenmeye başlaması, 1812 Savaşı ve Washington’un İngilizler tarafından işgali sırasında kurtarılmasının ardından oldu. 24 Ağustos 1814’te Beyaz Saray’ın ve yanındaki Dışişleri Bakanlığı binasının yakılması sırasında, Bildirge yangından kurtarıldı. Bu olaydan itibaren, Bildirge hem kurtuluşunun hem de dünyanın en büyük imparatorluğunu iki kez yenmiş genç bir ulusun simgesi olarak kutsal bir saygınlık kazandı.