ABD’de doğum oranları, tarihin en düşük seviyesine ulaştı. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) bu ay yayınladığı verilere göre, 15-44 yaş arasındaki her 1.000 kadına düşen doğum sayısı 53,1’e geriledi. Bu oran, 2007’deki en yüksek seviyeden itibaren %23 düştü.
Bu durum, yalnızca ABD’ye özgü değil. Dünyanın birçok ülkesinde doğum oranları düşüş eğiliminde. Sonuç olarak, nüfusumuz giderek yaşlanıyor ve genç işgücü sayısı azalıyor. Bu da hem ekonomiyi hem de yaşlı bakımını olumsuz etkileyecek.
2000 yılında her 8 Amerikalıdan biri 65 yaşın üzerindeyken, 2040’a gelindiğinde bu oranın beşte bire çıkması bekleniyor. Bu veriler, kimin suçlanacağına dair tartışmaları da beraberinde getirdi.
Sağ ve solun farklı bakış açıları
Sağ cenahta yer alan yorumcular, “Kadın patron feministliği”ni suçlarken, bazıları ergen gebeliklerinin artmasını bile öneriyor. Sol cenahta ise ücretli doğum izni ve uygun çocuk bakım hizmetlerinin eksikliği vurgulanıyor.
Ancak gerçek şu ki, doğum oranlarını yükseltmek için kimseyi suçlamak ya da hangi politikaları savunmak fark etmiyor. Dünyada doğum oranlarını yeniden dengeye getiren hiçbir ülke olmadı. İster baskıcı rejimler olsun, ister ücretsiz çocuk bakımı sunan ilerici hükümetler, hiçbiri nüfusunu yenileme seviyesine çıkaramadı.
Geleceğe hazırlanmak şart
Doğum oranlarının düşmesiyle birlikte, toplumun bu değişime uyum sağlaması gerekiyor. İnsanların istedikleri aileleri kurabilmeleri için gerekli koşulların oluşturulması önemli, ancak artık yalnızca bu konuda konuşmanın ötesine geçip nasıl adapte olacağımızı planlamamız gerekiyor.
Toplum olarak gençleşemeyeceğimizin farkında olmalıyız. Ancak yaşlandıkça daha akıllı hale gelebiliriz. Öngörülü bir yaklaşımla, daha az çocuklu bir toplumda hem işlevsel hem de yaşanabilir bir gelecek inşa etmek mümkün.
Ancak bu kendiliğinden olmayacak. ABD’nin, demografik değişimlere karşı ulusal düzeyde bir çaba göstermesi gerekiyor. Bu çaba, sadece federal hükümetten değil, yerel yönetimlerden, özel sektörden, dini kurumlardan, toplum örgütlerinden ve bireylerden destek almalı.
Gerçekleri kabul etmek zorundayız
İlk adım, yaklaşan krizin kaçınılmaz olduğunu kabul etmek. Doğum oranları kadar ölüm oranları ve yaş dağılımı da nüfus yapısını belirliyor. Ülkemizin gelecekte nasıl bir demografik yapıya sahip olacağını anlamak, doğru çözümleri bulmamıza yardımcı olacak.
Nüfus profili üç temel unsurdan oluşuyor: doğumlar, ölümler ve yaş gruplarının dağılımı. ABD’nin yaşlanan nüfusuna hazırlanması için ekonomik, siyasi, kültürel ve fiziksel altyapı değişikliklerine ihtiyacı var. Bu süreçte liderlik, sadece hükümetten değil, tüm toplumdan gelmeli.