İspanya’nın Kanarya Adaları’ndaki Tenerife limanında, 11 Mayıs 2026 tarihinde MV Hondius gemisinden tahliye edilen son yolcuları sağlık ekipleri yönlendiriyor. | Chris McGrath/Getty Images

Medyanın hantavirüs salgınıyla ilgili haberlerinde sıkça karşılaşılan sorular şunlar: Endişelenmeli miyiz? Korkmalı mıyız? Paniklemeli miyiz? Medyadaki bir içsel kurala göre, eğer bir başlıkta soru soruluyorsa, yanıt genellikle ‘hayır’dır. Bu nedenle, eğer siz de MV Hondius gemisinde yolcu değilseniz ya da yakın temaslı biri değilseniz, hantavirüs salgını konusunda endişelenmenize gerek yok.

Meslektaşım Dylan Scott’un da belirttiği gibi, hantavirüs salgınının genel halk sağlığını tehdit eden bir boyuta ulaşması son derece düşük bir olasılık. 12 Mayıs itibarıyla sadece 11 onaylanmış ya da olası vaka ve üç ölüm bildirildi. Gemideki yoğun ortamda ortaya çıkan bu salgın, erken dönem Covid-19 anılarını canlandırsa da, virüsün bulaşıcılık oranı pandemi riski oluşturacak düzeyde değil.

Başlangıçta yaşanan bazı aksaklıklar, denizde hantavirüs salgınının görülmesinin nadir bir durum olmasından kaynaklandı. Ancak sistem hızla düzelmeye başladı. İspanya, Tenerife’de gemiden tahliye edilen yolcuları kabul ederek uluslararası yükümlülüklerini yerine getirdi. Limanda, koruyucu giysilerle donatılmış ekipler yolcuları karşıladı. ABD’ye giden 18 yolcu ise karantina ünitelerinde izlenmek üzere özel olarak donatılmış uçaklara bindirildi. Diğer yolcular ve temaslılar da dünya genelinde izole edilerek takip ediliyor.

Peki, bu durumda ne hissetmeliyiz? Aslında, sorulması gereken doğru soru bu değil. Zira medyada sıkça karşılaştığımız ‘Endişelenmeli miyiz?’ tarzındaki sorular, salgın haberlerinde yaygın bir sorun haline geldi. Sorumlu sağlık yetkililerinin verebileceği tek yanıt ‘hayır’ olsa da, bu yaklaşımın kendisi bir sorun teşkil ediyor.

Panik-demi: Yanlış sorular, yanlış tepkiler

Sağlık yetkilileri, hantavirüs salgınıyla ilgili açıklamalarında sürekli olarak ‘panik yapmayın’ mesajını vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Tenerife sakinlerine ‘Bu, bir başka Covid değil’ diyerek durumu netleştirdi. DSÖ’nün Salgın ve Pandemi Şefi Maria Van Kerkhove de medyaya yaptığı açıklamada, ‘Bu, SARS-CoV-2 değil. Bir Covid pandemisinin başlangıcı da değil’ ifadelerini kullandı. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) Geçici Direktörü Jay Bhattacharya da CNN’e yaptığı açıklamada benzer bir tonu benimsedi.

Bu yaklaşımın ardında yatan temel sorun, salgın haberlerinde ‘halk ne hissetmeli?’ sorusunun merkeze alınması. Oysa ki, halk sağlığı haberlerinde asıl odak, bilimsel veriler ve alınan önlemler olmalıdır. Panik yerine, doğru bilgiye ulaşmak ve uzmanların yönlendirmelerine güvenmek önem taşıyor.

Hantavirüs nedir ve ne kadar tehlikeli?

Hantavirüs, genellikle fareler ve diğer kemirgenler tarafından taşınan bir virüstür. İnsanlara bulaşması genellikle bu hayvanların dışkılarıyla temas yoluyla gerçekleşir. Kuluçka süresi genellikle 1 ila 5 hafta arasında değişir ve semptomlar ateş, kas ağrıları ve solunum güçlüğü şeklinde ortaya çıkar. Ciddi vakalarda ise ölümcül olabilir.

Ancak, hantavirüsün insandan insana kolayca bulaşmadığı ve genellikle temas gerektiren bir virüs olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, gemideki salgın gibi nadir durumlar dışında, genel halk sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturmaz.

Sonuç: Doğru soruları sormak

Hantavirüs salgınına dair medyada yer alan haberlerde sıkça karşılaşılan ‘Endişelenmeli miyiz?’ sorusu, aslında yanıtı zaten belli olan bir soru. Bunun yerine, ‘Bu salgın nasıl kontrol altına alınacak?’ ya da ‘Halk sağlığı için hangi önlemler alınıyor?’ gibi soruların yanıtlarına odaklanmak daha doğru bir yaklaşım olur. Zira bilimsel veriler ve uzmanlar, salgınların yönetiminde en güvenilir rehberlerdir.

Sonuç olarak, hantavirüs salgınına dair endişelenmek yerine, alınan önlemler ve bilimsel veriler doğrultusunda hareket etmek, hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından daha doğru bir tutum olacaktır.

Kaynak: Vox