Berlin'in Alışveriş Merkezi'nde gerçekleştirilen bir etkinlikte, Tesla'nın insansı Optimus robotlarından biri, seyircilere mısır dağıtıyordu. Bu sahne, robotların hayatımıza ne kadar hızlı girdiğinin sadece küçük bir örneği.

Son dönemde insansı robotlar her yerde karşımıza çıkıyor. Pekin'de yarı maraton koşuyor, Varşova sokaklarında yaban domuzlarını kovalıyor, havaalanlarında bavul taşıyor, atık ayırıyor ve trafik polisliği yapıyor. ABD Başkanı'nın eşi Melania Trump ile birlikte kırmızı halıda yürüdüler. Hatta bazıları Budist rahip olarak kutsandı bile.

Bu robotlar, ev işlerinden yaşlı bakımına, fabrikalardaki zorlu görevlerden tutun da günlük hayatın her alanında devrim yaratacakları vaadiyle pazarlanıyor. Elon Musk da Tesla'yı otomobillerden insansı robotlara kaydırarak, yakın gelecekte robotların insanlardan daha fazla sayıda olacağını iddia ediyor.

Ancak bu kadar çok vaat gerçekçi mi? Today, Explained programının sunucusu Sean Rameswaram, teknoloji yazarı ve gazeteci James Vincent ile birlikte bu konuyu masaya yatırdı. Vincent, Harper’s Magazine dergisinin kapağında yer alan “Robotları Tekmelemek” başlıklı makalesinde, insansı robotlara ilişkin abartıları ve bu teknolojinin ne kadarının hayata geçirilebileceğini ele aldı.

Robotlarla Tanışmak: İçimizdeki Korku ve Merak

Vincent, robotlarla ilgili deneyimlerini anlatırken, ilk olarak karşılaştığı robot sayısının çokluğuna dikkat çekiyor: “İlk birkaçından sonra saymayı bıraktım.” ABD'deki iki önde gelen robot şirketiyle görüşmeler yaptı: Apptronik ve Agility Robotics.

Bu şirketler, insansı robotlar üretiyor olsalar da tasarımları oldukça farklı. Agility Robotics'in robotları, daha çok depo çalışmalarına odaklanmış ve insan vücuduna benzeyen oranlara sahip değiller. Dizleri geriye doğru bükülüyor ve bu da onlara oldukça farklı bir görünüm kazandırıyor. Apptronik'in ürettiği robotlar ise daha genel amaçlı ve insan vücuduna daha yakın oranlara sahip. Dik duruyor ve hatta göz hizasında durabiliyorsunuz.

Vincent, robotlarla tanışma deneyimini şöyle aktarıyor: “Onlarla tokalaştım, hatta İngiltere'de bilinen adıyla taş-kağıt-makas oyununu oynadım. En önemlisi de, robotlara tekme atmak istedim.”

Bu istek, robotların dünyayı ele geçireceği korkusundan kaynaklanıyordu. Vincent, “İçimdeki o dürtüyü bastıramadım. Robotlar dünyayı ele geçirmeden önce onlara hadlerini bildirmek istedim.” diyor. Ancak robotlara tekme atmasına izin verilmedi. Bunun yerine, robotlardan birine büyük bir sopayla sertçe vurdu. Robot devrilmedi, ancak bu deneyim Vincent'ın robotlara olan bakış açısını değiştirdi.

Robotların Geleceği: Gerçekten Tehdit mi, Yoksa Yardımcı mı?

Vincent, robotların gelecekteki rollerine dair endişelerini şu sözlerle ifade ediyor: “Robotlar, insanların yerini alacak mı? Belki de. Ancak şu an için onlar sadece yardımcı roller üstleniyorlar.” Robotların, özellikle depo ve fabrika gibi alanlarda insan gücünü destekleyecek şekilde tasarlandığını belirtiyor.

Ancak, robotların insanlara karşı bir tehdit oluşturup oluşturmayacağı konusu hala tartışmalı. Vincent, “Robotlar, insanların yapmak istemediği ya da yapamadığı işleri üstlenebilir. Ancak onları kontrol etmek ve yönlendirmek bizim elimizde olmalı.” diyor.

Gelecekte robotların hayatımıza daha fazla dahil olacağına şüphe yok. Ancak bu teknolojinin nasıl kullanılacağı ve hangi sınırların çizileceği, insanlığın geleceği açısından kritik önem taşıyor.

Kaynak: Vox