Hollywood efsanesi Jane Fonda, 2026 TCM Classic Film Festivali’nin açılış gecesinde, dört filmde birlikte rol aldığı efsanevi oyuncu Robert Redford’a saygı duruşunda bulundu. Aynı zamanda, Paramount ile Warner Bros. arasındaki potansiyel birleşmenin, Redford’un 1980’lerde kurduğu Sundance Film Festivali ve Sundance Enstitüsü’nün bağımsız sinema anlayışına aykırı olduğunu sert bir şekilde eleştirdi.
Fonda, 88 yaşındaki oyuncu, 1967 yapımı Barefoot in the Park filminin gösteriminden önceki 20 dakikalık sahne sohbetinde, Redford’la 1970’lerin sonunda tanıştığını ve onun Hollywood’un giderek artan blokbuster odaklı yapımcılık anlayışından rahatsız olduğunu hatırlattı. Redford’un o dönemde bağımsız filmleri desteklemek için Sundance’i kurma planları yaptığını belirten Fonda, şunları söyledi:
"Bob, Hollywood’daki filmlerin ticari olması gerektiği anlayışından hoşlanmıyordu. O dönemde, 'Batı filmleri yapmayın, başarılı olmazlar' gibi sözler duyuluyordu. Oysa Bob, nüanslı ve çeşitlilik içeren bağımsız filmler yapmak istiyordu."
Fonda, sohbetin sonunda Turner Classic Movies sunucusu Ben Mankiewicz’e şu güçlü mesajı verdi:
"Bu kasabada neler olduğunu gördüğümde, bu birleşme gerçekleşirse, Bob’un hayalini kaybedeceğiz. Çeşitlilik, karmaşıklık, nüans... Savaşmalıyız. Ben, Robert Redford’ın ruhuyla savaşmak istiyorum."
Kalabalık, Fonda’nın bu sözlerine ayakta alkışlarla karşılık verdi.
Sohbetin çoğu, Barefoot in the Park filminin tanıtımına uygun olarak daha hafif bir tonda geçti. Film, Neil Simon’un ilk hit oyunlarından birine dayanan bir romantik komediydi. Fonda ve Redford’un ikinci filmi olan Barefoot in the Park, 1966 yapımı The Chase, 1979 yapımı The Electric Horseman ve 2017 yapımı Our Souls at Night filmlerinden önce çekilmişti.
Fonda, Redford’a olan hayranlığını da gizlemedi. "Onunla çalışırken öyle bir aşka kapılmıştım ki acı veriyordu" diyen Fonda, ekledi:
"İkimiz de evliydik ama bir keresinde ona, 'Hiç ilişki yaşadın mı?' diye sormuştum. Bana garip bir cevap verdi. 'Eğer yaşayacaktım, o da fahişe gibi biriyle olurdu' dedi."
Redford, ikilinin birlikte çalışmaya başladığı dönemde henüz bir film yıldızı değildi, ancak Fonda onun geleceğini öngördüğünü söyledi. "Barefoot in the Park’i Paramount stüdyolarında çekiyorduk. Koridorda birlikte yürürken, her sekreter kapısını açıp ona bakardı. 'O büyük bir yıldız olacak' diye düşünmüştüm."
Fonda ayrıca Redford’un Los Angeles’taki Fox Westwood Village Tiyatrosu’nun çatısına tırmandığını, hatta film çekimlerine bile geç kaldığını (hatta film prodüktörü olduğu zamanlarda bile) ve Electric Horseman çekimleri sırasında Las Vegas’taki kadınların onunla karşılaşınca bayıldığını anlattı.
"Onun aldığı bu hayranlığı hiç görmemiştim. Ona karşı duyulan hayranlık inanılmazdı."