ABD siyasetinde çoğu tartışmada, genellikle solun yararına olan bir argüman ile sağın yararına olan başka bir argüman bulunur. Sıkça kullanılan bir retorik taktik ise, bir tarafın 'tarafsız' olduğunu iddia ederken diğerinin 'taraflı' olduğunu öne sürmektir. Soyut düzeyde bakıldığında, bu argümanlar mantıklı görünmese de, hukukun çeşitli alanlarında liberal kurumsal asimetriler mevcuttur. Bu asimetriler, liberal pozisyonun 'tarafsız temel' olarak kabul edilmesini sağlayan hukuki ilkelerin bir sonucudur.

Callais Kararı ve Seçim Sistemindeki Değişim

Bu asimetrilerin en büyük örneklerinden biri, Seçim Hakkı Yasası (VRA) idi. 1965 yılında çıkarılan bu yasa, ırksal azınlıkların seçimlerde adil temsilini sağlamayı hedefliyordu. Ancak uygulamada, Demokrat Partiye yakın seçmen gruplarına avantaj sağlarken, Cumhuriyetçilere dezavantaj yaratıyordu. Örneğin, Güney eyaletlerinde Cumhuriyetçi yasama organları tarafından çizilen seçim haritaları, VRA kapsamında sık sık engellenirken, Demokratların kontrolündeki Kuzey eyaletlerinde benzer uygulamalar nadiren dava konusu oluyordu.

Callais kararı, bu asimetriyi ortadan kaldırdı. Artık, kasıtlı ayrımcılık kanıtı olmadığı sürece, ırksal azınlıklara seçimlerde avantaj sağlayan uygulamalar sona erdi. Bu karar, aynı zamanda Students for Fair Admissions davasıyla birlikte, hükümetin ırksal azınlıklara 'yardım etmek' amacıyla yaptığı 'iyilikçi' sınıflandırmaların da sonunu getirdi.

Bu sınıflandırmaların aslında hedefledikleri gruplara fayda sağlamadığına dair ciddi şüpheler bulunuyor. Ayrıca, tüm sınıflandırmalar sıfır toplamlı oyunlar olarak işliyor: Bir ırka yardım etmek, diğerini zarara uğratmak anlamına geliyor.

Güney'de Siyasi Güç Dengesi Değişebilir

Callais kararının ardından, Güney eyaletlerinde siyasi güç dengesinde önemli değişiklikler yaşanabilir. 1980'lerden beri devam eden Gingles standardı, siyah seçmenlerin Demokrat Partiye avantaj sağlayacak şekilde seçim bölgelerine yerleştirilmesine dayanıyordu. Bu durum, yaşlanan fırsat bölgeleri üyelerinin uzun süre görevde kalmasına neden olmuştu. Artık, siyah seçmenler, Demokrat Partinin tercih ettiği adayları desteklemek için 'piyon' gibi hareket ettirilmeyecek. Yargıç Clarence Thomas'ın Allen v. Milligan davasında belirttiği gibi, 'azınlık, tercih ettiği adayları seçemeyecek; zaten azınlıktır.'

Tarafsızlık Yanılsaması ve Gerçek Adalet

Federal mahkemelerin, siyah seçmenleri 'sadece siyah oldukları için' bir araya getiren tuhaf şekilli seçim bölgeleri çizmesi, yıllardır 'tarafsız' olarak kabul ediliyordu. Oysa Callais kararıyla birlikte, gerçek tarafsızlık standardı yeniden tesis edildi: Daha az seçmeni olan demografik grupların, tercih ettikleri adayları seçme şansı daha düşük olacaktır. Bu, aslında demokratik sistemin doğal bir sonucu.

Callais Sonrası Süreç ve Tepkiler

Callais kararının ardından, özel davacılar Yüksek Mahkeme'den kararın hemen yayınlanmasını talep etti. Ancak mahkemenin verdiği karar, yeni seçim haritalarının uygulanmasını engelleyen bir tedbir içermiyordu. Yine de, davacıların talebi üzerine mahkeme, kararın hemen yayınlanmasına karar verdi. Bu süreç, Callais'in seçim sistemindeki etkilerinin ne kadar geniş kapsamlı olduğunu gösteriyor.

Kaynak: Reason