Çocuk yetiştirmek, modern dünyanın en zorlu deneyimlerinden biri. Her yeni ebeveynin karşılaştığı sorunlar ve bunları çözmek için gereken aksesuarların sayısı, neredeyse akıl almaz boyutlara ulaşıyor. Bebek arabaları artık Viktorya döneminden kalma bir fayton kadar büyük, bebek bezi, şapka, biberon ve merhemlerle dolu devasa çantalar standart haline geldi. Ve tabii ki, tüm bu yükü taşımak için de orta boy bir crossover araç gerekiyor. Bu yüzden okul çıkışlarında sıra sıra aynı tip yükseltilmiş hatchback’ler görmek şaşırtıcı değil.
Bu arabaların içindeyse, yüksek bel çizgileriyle yoldan tamamen izole edilmiş, tablet ekranlarına gömülmüş çocuklar var. Sanki rahimdeki gibi korunaklı bir ortamda büyüyorlar. Oysa havacılık meraklısı olmak, hep penceresiz bir ekonomi sınıfında uçmaya benzeyen bu deneyimle mümkün değil. Açık yolun ve sürüşün heyecanını yaşamayan bir çocuğun, ileride otomobil tutkunu olması zor.
Ancak dört yaşındaki Vera West için durum farklı. O, her sabah okula üç sıra koltuklu bir ‘ev’ yerine, altı silindirli bir BMW E36 M3’ün arka koltuğunda yolculuk ediyor. Baba Chris West’in neredeyse on beş yıldır sahip olduğu bu araç, Vera doğduğunda da garaja terk edilmedi. West, “Büyüyünce beyaz E30 M3’ümü ona vereceğim, ben de mor olanı kullanmaya devam edeceğim” diyor.
Peki ya o beyaz E30 M3? 1989 model olan bu araç, BMW’nin performans odaklı 3 Serisi’nin en değerli mirası olarak kabul ediliyor. Deutsche Tourenwagen Masters yarış geçmişiyle koleksiyon değeri yüksek bir model.
E36 mı, E30 mı?
BMW hayranları şaşkınlıkla, “E30 M3’ün anahtarlarını E36’ya tercih mi edersin?” diye sorabilir. West’in cevabı basit: “Evet. Çünkü E30 daha fazla para eder, ama değer sadece fiyattan ibaret değil.”
Otomobil tutkunlarının en sevdiği iki şey vardır: Yeni bir modelin orijinal saflığını kaybettiğini eleştirmek, ardından birkaç yıl sonra o modelin aslında ne kadar harika olduğunu fark etmek. NC MX-5 sendromu olarak adlandırılan bu durum, üçüncü nesil Miata’nın ikinci nesilden daha ağır ve büyük olduğu için eleştirilmesine, ardından dördüncü nesil geldiğinde NC’nin aslında harika bir model olduğunun anlaşılmasına kadar birçok kez yaşandı. E36 M3 de tam olarak böyle bir araç.
E36 M3, hem erişilebilir hem de modifiye edilebilir yapısıyla, otomobil severlerin gönlünde özel bir yere sahip. Vera’nın da bu araçla büyümesi, sadece bir otomobil değil, bir tutkuyla tanışmasını sağlıyor. Belki de geleceğin bir otomobil koleksiyoncusu ya da yarışçısı, şimdiden E36 M3’ün arka koltuğunda hayata merhaba diyor.