Mark Twain’in 'A Dog’s Tale' ve Hayvan Deneylerine Dair Uyarıları
1903 yılında yayımlanan 'A Dog’s Tale' adlı kısa hikayesinde Mark Twain, bilimsel araştırmalar için kullanılan hayvanların maruz kaldığı acıları trajik bir şekilde anlatıyor. Hikaye, Aileen adındaki yarı kurt yarı Saint Bernard ırkı bir köpeğin gözünden aktarılıyor. Aileen, bilim insanı Bay Gray ve ailesiyle birlikte yaşıyor.
Bir kış gecesi, bebek odasında çıkan yangında Aileen, bir yaşındaki çocuğu kurtarıyor. Bay Gray ve meslektaşları, Aileen’in bu davranışının içgüdü mü yoksa akıl mı olduğunu tartışırken, bir diğer konuya odaklanıyor: Köpeklerin görme yetisi beyinlerinin hangi bölgesinde bulunuyor?
Deneyin Trajik Sonucu
Aileen’in ailesi tatile gittiğinde, bilim insanları yeni doğan yavruyu kullanarak deneye başlıyor. Twain’in betimlediği üzere, deney korkunç bir şekilde sonuçlanıyor:
“Aniden yavru acıyla çığlık attı. Yere bırakıldığında, başı kan içinde sendeleyerek dolaşmaya başladı. Bay Gray ellerini çırparak, ‘İşte kazandım—itiraf edin! Kör oldu!’ diye bağırdı. Tüm bilim insanları, ‘Öyle! Teorini kanıtladın ve acı çeken insanlık bundan böyle sana minnettar olacak’ dediler. Etrafını sarıp elini sıcak bir şekilde sıkarak onu tebrik ettiler.”
Aileen’in yavrusu bu deney sonucu yaşamını yitiriyor. Yavrusunun neden öldüğünü anlayamayan Aileen, derin bir üzüntüye kapılarak hastalanıyor ve kısa süre sonra hayata veda ediyor.
Twain’in Hayvan Deneylerine Yönelik Eleştirileri
Twain’in hikayesi, bilim insanlarının hayvanları sıradan teorileri kanıtlamak için acımasızca kullanmalarına dair endişelerini yansıtıyor. 1875 yılında Londra’da kurulan Ulusal Anti-Viviseksiyon Derneği, bu hikayeyi hayvan deneylerine karşı mücadelede kullanmıştı. Köpeklerin insanlarla binlerce yıldır süren dostluğu ve yüz ifadelerini okuma yetimizin evrimsel kökenleri, onların bu konudaki hassasiyetini artırıyor.
ABD Kongresi’nde Hayvan Deneylerine Tepki
Geçtiğimiz yıl Şubat ayında ABD Kongresi’nin Denetim ve Hükümet Reform Komitesinde yapılan bir oturumda, hayvan deneylerine karşı benzer bir tepki yükseldi. Oturumun adı, ‘Transseksüel Laboratuvar Fareleri ve Zehirlenen Yavrular: Vergi Mükelleflerinin Ödediği Hayvan Zulmünün Denetimi’ idi.
Görüşmelerde, Nellie, Oliver ve Beasley adındaki üç beagle yavrusu tanıklar arkasında oturdu. Güney Carolina temsilcisi Cumhuriyetçi Nancy Mace liderliğindeki oturumda, vergi mükelleflerinin parasıyla yapılan hayvan deneyleri sert bir şekilde eleştirildi. Mace, açılış konuşmasında, ‘Bu beagle yavruları, hayvan deneylerinin gerçek maliyetini hatırlatıyor’ dedi.
Nancy Mace’in Hayvan Hakları Savunuculuğu
Nancy Mace, hayvan hakları konusunda beklenmedik bir savunucu olarak öne çıkıyor. Genellikle sol görüşlü grupların desteklediği bu konu, Mace gibi muhafazakar bir siyasetçi tarafından da gündeme getirildi. Mace, hayvan deneylerine karşı çıkarken, PETA gibi örgütlerle de iş birliği yaptı. PETA, hayvan deneylerinin yanı sıra avcılığı, eti tüketmeyi ve kürk kullanımını da protesto ediyor.
Mace’in bu duruşu, hayvan haklarının siyasi yelpazede nasıl birleştirici bir unsur olabileceğini gösteriyor. Donald Trump döneminden bu yana, muhafazakar çevrelerde de hayvan hakları konusunda farkındalık artıyor.