Macaristan, 15 Mart 2025 tarihinde, 1848 Devrimi'nin yıldönümünde tarihi bir dönemeç yaşadı. Binlerce vatandaşın katılımıyla gerçekleşen mitingde, Péter Magyar elinde Macar bayrağıyla halka hitap etti. Fotoğraf: Attila Kisbenedek / AFP via Getty Images
Tarih, nadiren de olsa, olağanüstü ve mucizevi olaylara sahne olur. Bu olaylar, adeta ilahi bir müdahalenin sonucuymuşçasına, insanları derinden etkiler. Güney Afrika'daki apartheid rejiminin sona ermesi ya da Avrupa komünizminin çöküşü gibi dönüm noktaları, bu türden tarihi anların en bilinen örnekleridir. Macaristan için de 2026 yılı, Orbánizm'in sona ermesiyle benzer bir dönemi temsil ediyor. Ülke, son 37 yılda ikinci kez 'sistem değişikliği' yaşamış olacak.
Ancak bu değişimin önemini herkes aynı şekilde algılamıyor. Bazı yorumcular, Viktor Orbán'ın 12 Nisan'daki yenilgisini sadece ekonomik başarısızlıklara bağlıyor. Ünlü gazeteci Ross Douthat, seçim sonuçlarının ardından X platformunda, 'Macaristan'daki sonuçlar, uzun süredir savunduğum bir görüşü doğruluyor... "rekabetçi otoriterlik" ifadesi aslında bir çelişkiden ibaret' şeklinde bir paylaşım yaptı. Oysa 1989 yılında, binlerce Alman'ın Berlin Duvarı'nda dans ettiği ertesi gün, bir gazeteci 'Almanya'daki olaylar, insanların bir ülkeden ayrılmak istediklerinde fiziksel engellerin hiçbir işe yaramayacağını doğruluyor; "Demir Perde" ifadesi bir çelişkiden ibaret' deseydi, okuyucular böyle bir yorumun yazarını, olayları anlamaktan yoksun, cahil biri olarak görürdü.
Orbán'ın şaşkın destekçileri bile yaşananların tarihi bir dönüm noktası olduğunu biliyor. Görünüşte yenilmez olan Orbán kalesi, bir anda yıkıldı. Bu durum, adeta Jericho'nun surlarının yıkılışı gibi, mucizevi bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Peki, bu mucize nasıl gerçekleşti? İyi şans, olağanüstü bir lider ve unutulan liberal değerleri yeniden canlandıran toplumsal bir hareketin birleşmesiyle mümkün oldu.
Péter Magyar'ın Yükselişi: Doğru Adam, Doğru Zaman
Péter Magyar, sadece doğru zamanda doğru adam olarak değil, aynı zamanda olanaksız görünen durumları olanaklı kılan bir lider olarak tarihe geçti. Macar halkı Orbán'dan bıkmıştı ve değişim istiyordu; ancak etkili bir alternatif bulamıyordu. Bunun nedeni, Orbán'ın 2010 yılında anayasayı değiştirerek kurduğu seçim sisteminin, muhalefeti bölüp parçalamaya yönelik olmasıydı. Muhalefet partileri, net bir lider ortaya koyamadıkları için destekçilerinin oylarını dağıtıyor ve Fidesz'in süper çoğunluk kazanmasını sağlıyordu. 2010'dan bu yana yapılan her seçimde Fidesz, parlamentoda süper çoğunluk elde etti.
Ancak bu kez durum farklıydı. Fidesz, parlamentoda küçülmüş ve etkisiz hale gelmişti. Orbán'ı yenmek için, dağınık muhalefet partilerinin tek bir alternatif altında birleşmesi gerekiyordu. Bu, uzun süredir imkansız görünüyordu; ta ki Magyar, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde %30 oy alana kadar. Bu başarı, Macar siyasetinde bir dönüm noktası oldu ve 2025 genel seçimlerinde Magyar liderliğindeki ittifakın zaferiyle sonuçlandı.
Orbán Rejiminin Çöküşünün Ardındaki Güçler
Orbán rejiminin yıkılmasında üç temel faktör etkili oldu:
- Ekonomik Kriz: Yıllarca süren yolsuzluk ve yanlış ekonomi politikaları, halkın Orbán'a olan güvenini sarsmıştı. Enflasyon, işsizlik ve yoksulluk, toplumsal hoşnutsuzluğu artıran başlıca nedenlerdi.
- Toplumsal Hareketlenme: Magyar liderliğindeki yeni siyasi hareket, unutulan liberal değerleri yeniden canlandırdı. Gençler ve kentli seçmenler, değişim taleplerini sokaklara taşıdı.
- Seçim Sisteminin Zayıflaması: Orbán'ın kurduğu sistem, artık kendi kendini yok etmeye başlamıştı. Seçmenler, sistemin hilelerine rağmen, alternatif arayışına girdi.
Macaristan'ın yeni lideri Péter Magyar, ülkenin demokratik geleceği için umut vaat ediyor. Onun liderliğindeki hükümet, Avrupa Birliği ile ilişkileri yeniden tesis edecek ve demokratik normlara geri dönüşü hızlandıracak. Bu süreç, sadece Macaristan için değil, tüm Orta Avrupa için de bir ilham kaynağı olabilir.