Yeni bir araştırma, Alzheimer hastalığının izlenmesinde kullanılan standart bilişsel tarama testlerinin, kadın ve erkeklerde beyin değişikliklerini aynı şekilde yansıtmayabileceğini ortaya koydu. Alzheimer Derneği verilerine göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde Alzheimer hastası olan bireylerin yaklaşık üçte ikisi kadınlardan oluşuyor.
Georgia State Üniversitesi tarafından Brain Communications dergisinde yayımlanan araştırma, Alzheimer’ın erkek ve kadınlarda farklı ilerlediğine dair artan kanıtlara yeni bir boyut kazandırıyor. Bu durumun klinik bakımda da önemli sonuçları olabileceği vurgulanıyor. Araştırmacılar, yaygın testlerin cinsiyete göre yeniden yorumlanması gerektiğini öne sürüyor.
30 puanlık Mini-Mental Durum Değerlendirmesi (MMSE) gibi standart tarama araçları, Alzheimer’ın erken evrelerinde yaygın olarak kullanılıyor. Ancak yeni bulgular, bu testlerin kadınlarda beyin değişikliklerini tam olarak yansıtamayabileceğini gösteriyor. Mukesh Dhamala, araştırmanın kıdemli yazarı ve Georgia State Üniversitesi fizik ve sinirbilim profesörü, konuyla ilgili şunları söylüyor:
"Kadınlarda, hafif bilişsel bozukluk (HBB) evresinde MMSE’den iyi puan alan bir bireyde bile, test puanı altında yatan beyin değişiklikleri tam olarak yakalanamayabilir. Bu nedenle, tarama araçlarının cinsiyete göre uyarlanmış yorumlamalara ihtiyacı olabilir."
Araştırmacılar, erkek ve kadınlara aynı testlerin uygulandığını ve cinsiyet farklılıklarının dikkate alınmadığını belirtiyor. Bu durumun, hastalığın beyin üzerindeki ilerleyişindeki farklılıkları gizleyebileceği düşünülüyor. Araştırma ekibi, hastalığın farklı evrelerinde olan 332 kişinin beyin taramalarını inceledi. Bulgular, Alzheimer’ın erkek ve kadın beyinlerinde farklı şekilde ilerlediğini gösterdi.
Erkeklerde, beyin küçülmesi hastalığın erken evrelerinde, normal bilişsel sağlıktan hafif bilişsel bozukluğa geçiş sırasında daha belirgin hale geldi. Kadınlarda ise beyin küçülmesi, hafif bilişsel bozukluktan Alzheimer’a geçiş sırasında daha hızlı ve yaygın bir şekilde gerçekleşti. Bu durum, kadınların beyninin hastalığın erken evrelerinde bilişsel performansı korumak için ek bölgeleri devreye sokabileceğini düşündürüyor.
Araştırmacılar, kadınların bilişsel puanlarının erkeklerden daha geniş bir beyin bölgesiyle ilişkili olduğunu tespit etti. Bu da, beynin performansı desteklemek için ek alanları harekete geçirebileceğini gösteriyor. Bu bulgular, kadın ve erkeklerde beyin değişiklikleri ile bilişsel puanların aynı şekilde uyuşmadığını açıklayabilir.
Araştırma, Georgia State Üniversitesi fizik ve astronomi bölümünden doktora öğrencisi Chandrama Mukherjee liderliğinde, Dhamala’nın rehberliğinde gerçekleştirildi. Çalışma, gelecekteki araştırmalar için bir temel oluşturuyor. Bu araştırmalar arasında hastaların zaman içinde izlenmesi ve hormonlar ile genetik faktörlerin bu farklılıklardaki rolünün incelenmesi yer alıyor.
Dhamala, bulguların henüz kişisel reçete niteliği taşımadığını vurguluyor. Zihinsel ve fiziksel aktivitelerin sürdürülmesi, damar sağlığının yönetilmesi ve aile öyküsü veya genetik risklerin doktorla paylaşılması, kanıta dayalı en iyi adımlar arasında yer almaya devam ediyor. Ancak araştırmacı, bulguların Alzheimer hastalığına yönelik tek beden yaklaşımından uzaklaşılmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Bu sayede, tanı süreçleri cinsiyete göre daha bilinçli hale gelebilir, biyobelirteçler farklı şekilde yorumlanabilir ve tedavi denemeleri, hastalığın ilerleyişinin ve beyin hassasiyetinin cinsiyetler arasında aynı olmayabileceği gerçeğiyle tasarlanabilir.