Medya dünyasında çalışan birinin "Sosyal medyayı görmezden geliyorum" demesi ya samimiyetsizliğe ya da cahilliğe işaret eder. Çünkü artık herkesin elinde bir ekran var ve söylediklerimizin nasıl yorumlandığını, hatta kasıtlı olarak çarpıtılıp çarpıtılmadığını takip etmek zorundayız.

İki hafta önce, USA Today'in Crissy Froyd'u Twitter yorumları nedeniyle kovması, ardından yaşanan gelişmeler, sosyal medyanın medya üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Aynı dönemde, ben de Chris Simms ile PFT Live programında, The Athletic'tan Dianna Russini'nin ayrılmasının ardından yaşanan tartışmada bazı gerçek dışı iddiaların ortaya atılmasını engellemeye çalıştım. Programın yayın sırasında, bazı aggregator sitelerinin "Simms'in ağzını kapattığım" yönündeki abartılı yorumları dolaşıma girdi. Oysa gerçek çok daha basitti: Ben, 19 yıl avukatlık yapmış biri olarak, dostum ve program ortağım Chris'in kanıtlanmamış ya da yanlış bilgiler paylaşmasını önlemeye çalışıyordum. Onu susturmadım; sadece "Konuya bağlı kal" dedim. Chris isteseydi, programdan sonra da Twitter, Instagram ya da kendi podcast'inde istediğini söyleyebilirdi. Benim amacım, yanlış bilginin yayılmasını engellemekti.

Bu tartışmalar sürerken, dün Chris Simms PFT Live programında, bu sezon Football Night in America kadrosunda yer almayacağını açıkladı. NBC'nin programda yaptığı geniş çaplı değişiklikler kapsamında Tony Dungy'nin ayrılışı ve Mike Tomlin'in ekibe katılması gibi gelişmeler yaşandı. Ancak bazı çevreler, bu değişiklikleri Vrabel-Russini tartışmasıyla ilişkilendirmeye çalıştı. 23 gündür süren bir konuda, benim Chris'e "Konuya bağlı kal" dememle onun kovulduğunu iddia etmek tamamen mantıksız.

Gerçek şu ki, sosyal medya artık medyanın bir parçası haline geldi. Ne söylediğimizin ne de nasıl yorumlandığının farkında olmak zorundayız. Aksi takdirde, gerçekler yerine manipülasyonlar öne çıkar ve haberin güvenilirliği zedelenir.