1980'li yıllarda ABD'de yetişkinlerin yaklaşık üçte biri sigara içiyordu. Uçaklardaki koltuk kolunda kül tablası bulunması, restoranlarda sigara içilen ve içilmeyen bölümlerin birbirinden neredeyse hiç ayrılmaması, hatta garsonların "sigara içer misiniz?" diye sorması olağan karşılanıyordu. 1997 yılında liseden mezun olduğumda, öğrencilerin üçte birinden fazlası sigara içiyordu.
Bugün 47 yaşındayım. Yaşım itibarıyla antik çağdan sayılmam — ancak bazen öyle hissediyorum. Zira sigara dumanıyla doymuş bir Amerika'da büyüdüm. O yıllar öyle bir dönemdi ki, bugün bu anılar başka bir uygarlığa aitmiş gibi geliyor.
2024 verilerine göre ise durum tamamen değişti. Ulusal Sağlık Görüşmesi Anketi verilerine dayanan ve bu ay NEJM Evidence dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, ABD'de yetişkinlerin sadece %9,9'u sigara içiyor. Bu oran, anket tarihinde ilk kez %10'un altına düştü. Kamu sağlığı dilinde ifade edersek, sigara artık ABD'de "nadir" bir alışkanlık haline geldi.
60 yılda %42,4'ten %9,9'a: Eşi görülmemiş bir düşüş
Sigara kullanımının 1965'teki %42,4 oranından bugün %9,9'a gerilemesi, modern çağın en büyük halk sağlığı başarılarından biri olarak kabul ediliyor. Bu dönüşüm, tek bir mucizevi ilaç ya da çığır açıcı bir buluş sayesinde değil; bilim, politika, hukuk mücadelesi ve toplumsal iradenin 60 yıl boyunca birikerek oluşturduğu bir zaferdi. Bu süreçte, dünyanın en güçlü endüstrilerinden biri olan tütün şirketlerinin direnciyle karşılaşıldı. Yine de, imkansız görünen bir hedefin uzun vadede nasıl başarıldığını gösteren ender örneklerden biriydi.
Tütünün yol açtığı yıkım
Bu değişimin boyutunu anlamak bugün zor olabilir. Sigara kullanımının en yüksek olduğu dönemde, Amerikalılar kişi başına yılda 4.000'den fazla sigara tüketiyordu — günde yarım paketten fazla. Hekimlerin yaklaşık yarısı sigara içiyordu. Tütün şirketleri milyarlarca dolar harcayarak pazarlama faaliyetlerinde bulunuyor, her türlü düzenlemeye karşı lobi yapıyor ve zararlarına ilişkin kanıtları gizlemeye çalışıyordu.
Bedeli ise korkunçtu. 1964 yılından bu yana, sigaraya bağlı nedenlerle 20 milyondan fazla Amerikalı hayatını kaybetti. Sigara, her yıl yaklaşık 480.000 Amerikalının ölümüne neden olarak, tüm ölümlerin yaklaşık beşte birinden sorumlu tutuluyor. Küresel ölçekte ise tütün, 20. yüzyılda yaklaşık 100 milyon insanın ölümüne yol açtı — bu sayı, İkinci Dünya Savaşı'nda hayatını kaybedenlerin toplamından daha fazla.
Dönüm noktası: 1964 Surgeon General raporu
Bu mücadelenin dönüm noktası, 11 Ocak 1964 tarihinde geldi. Sağlık Genel Müdürü Luther Terry, Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, danışma kurulunun 7.000'den fazla bilimsel çalışmayı inceleyerek hazırladığı raporu açıkladı. Rapor, sigaranın sağlığa zararlarını net bir şekilde ortaya koyuyor ve ABD hükümetinin ilk kez tütünün tehlikelerini resmen kabul etmesini sağlıyordu. Bu rapor, tütün endüstrisine karşı yürütülen mücadelenin temelini oluşturdu.
Tütünle mücadelede atılan adımlar
- Reklam yasakları: 1971 yılında televizyon ve radyoda tütün reklamları yasaklandı. Bu, tütün şirketlerinin pazarlama stratejilerini temelden değiştirdi.
- Uyarı etiketleri: 1965 yılında sigara paketlerine sağlık uyarıları eklenmeye başladı. Zamanla bu uyarılar daha da sertleşti ve görsel olarak dikkat çekici hale getirildi.
- Kapalı alanlarda sigara yasağı: 1980'lerden itibaren restoranlar, barlarda ve kamu alanlarında sigara içilmesi kademeli olarak yasaklandı. Bu yasaklar, 2000'li yıllarda yaygınlaştı.
- Vergi artışları: Sigara fiyatlarının artırılması, gençler ve düşük gelirli gruplar arasında sigara kullanımını azalttı.
- Hukuki mücadele: 1990'larda eyaletler, tütün şirketlerine karşı toplu davalar açmaya başladı. Bu davalar sonucunda şirketler, milyarlarca dolarlık tazminat ödemeye mahkum edildi.
Toplumsal farkındalık ve kolektif irade
Sigara karşıtı mücadelenin başarısında en önemli faktörlerden biri, toplumsal farkındalığın artmasıydı. 1960'lı yıllarda başlayan bu süreç, medyanın da desteğiyle hız kazandı. Sigara içenlerin oranındaki düşüş, sadece politikaların değil, aynı zamanda insanların sağlıklı yaşam tercihlerinin de bir sonucuydu.
"Bu mücadele, bilimsel kanıtların gücünü, politika yapıcıların kararlılığını ve toplumun değişime olan istekliliğini gösteriyor. Sigara kullanımının azalması, sadece bir sağlık başarısı değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşümün de kanıtıdır."
Geleceğe dair umut verici işaretler
Sigara kullanımının %9,9'a düşmesi, tütünle mücadelenin sona erdiği anlamına gelmiyor. Sigara hala her yıl yüz binlerce insanın ölümüne neden oluyor ve tütün endüstrisi, özellikle gelişmekte olan ülkelerde pazarlama faaliyetlerine devam ediyor. Ancak bu başarı, gelecekteki halk sağlığı kampanyaları için de önemli bir örnek teşkil ediyor. İklim değişikliği, obezite ya da opioid krizi gibi diğer halk sağlığı sorunlarına karşı da benzer bir kolektif irade ve uzun vadeli stratejilerle mücadele edilebilir.
ABD'de sigara kullanımının tarihi, imkansız görünen bir hedefin nasıl gerçekleştirilebileceğine dair ilham verici bir hikaye sunuyor. Bu hikaye, sadece tütünle mücadelede değil, tüm halk sağlığı alanlarında umut ışığı olmaya devam ediyor.