Hükümetin, insanları kontrolü ele geçirmek için birbirini öldürmeye motive edecek kadar önemli olmaması gerektiği açık. Şiddete başvurarak siyasi iktidarı ele geçirmeye çalışanların, zaten iktidarı kullanmaya layık olmadıkları da ortada.

ABD'de son dönemde artan siyasi şiddet ve suikast girişimleri, bu gerçeği bir kez daha hatırlatıyor. Donald Trump ve diğer yönetim yetkililerine yönelik saldırılar, ülkedeki gerginliğin boyutunu ortaya koyarken, son olarak Cole Tomas Allen'ın Beyaz Saray Basın Birliği Derneği yemeğine yaptığı saldırı da endişe verici bir örneği oluşturdu.

Allen'ın saldırısı, manifestosunun sıradanlığı ve sadece bir Secret Service görevlisinin hafif yaralanmasıyla sonuçlanması nedeniyle nispeten hafif atlansa da, asıl tehlikeyi göz ardı etmemek gerekiyor. Allen, saldırısının gerekçesini “Bir pedofil, tecavüzcü ve hainin suçlarını ellerime bulaştırmaya artık izin vermeyeceğim” şeklinde açıkladı. Kendisinin mağdur olmadığını, ancak yönetimdeki suçluların kurbanı olanları temsil ettiğini iddia etti.

Bu ifadeler, günümüzdeki siyasi protestolarda sıkça duyulan söylemlerden farksız olsa da, Allen'ın eylemiyle sonuçlanan süreci farklı kılıyor. Allen, bir protestoya katılmak yerine, silahla donanmış şekilde bir yemektekileri hedef aldı.

Siyasi şiddet artıyor

Politik şiddetin ve terör saldırılarının sayısını ölçmek zor olsa da, veriler endişe verici bir artış olduğunu gösteriyor. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), ABD hükümetine yönelik yerel saldırı ve planların en az 1994'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını bildiriyor. Maryland Üniversitesi'nin Terörizm ve Terörizme Karşı Tepkiler Ulusal Konsorsiyumu (START) ise siyasi şiddetin 2020-2021'de zirve yaptığını, ancak 2025'in ilk sekiz ayında geçen yılın aynı dönemine göre %34,5 oranında arttığını belirtiyor.

Sol tandanslı şiddet sağ tandanslıyı geçti

Uzun yıllardır siyasi şiddetin ağırlıklı olarak aşırı sağdan kaynaklandığı düşünülürken, bu durum değişiyor. CSIS araştırmacıları Daniel Byman ve Riley McCabe, 2025'in, son 30 yılda ilk kez sol tandanslı terör saldırılarının aşırı sağ saldırılarını geçtiği yıl olduğunu vurguluyor. Bu değişim, Charlie Kirk'in suikastine kadar geriye gidiyor.

Geçtiğimiz yıl yapılan bir araştırmada, Z kuşağından her üç genç yetişkinden birinin siyasi şiddeti desteklediği ortaya çıktı. Aynı araştırmaya göre, siyasi şiddete destek en yüksek oranda “çok liberal” olarak tanımlayanlarda görülürken, Z kuşağı Millennielerden, Millennieler ise X kuşağından daha fazla şiddeti destekliyor. Her nesilde liberaller, ılımlılar ve muhafazakarlara kıyasla şiddeti daha fazla onaylıyor.

Siyasi şiddetin geleceği

Veriler, siyasi şiddetin sadece bir azınlık tarafından desteklense de, giderek yaygınlaştığını gösteriyor. Uzmanlar, bu eğilimin devam etmesi halinde demokratik kurumların zayıflayabileceği ve toplumsal istikrarın tehlikeye girebileceği uyarısında bulunuyor. Hükümetin, vatandaşları için güvenli bir ortam sağlaması gerektiği gerçeği, siyasi çatışmaların şiddete dönüşmemesi için daha fazla önem kazanıyor.

Kaynak: Reason