Yeşil Yeni Düzen’in Dönüşümü: Artık ‘Uygun Fiyat’ Öncelik

Sekiz yıl önce, çevre hareketinin odak noktası olan üç kelime vardı: Yeşil Yeni Düzen. Hem popüler bir slogan hem de siyasi bir felsefe olarak ortaya çıkan bu kavram, 1930’lardaki New Deal’dan ilham alan geniş kapsamlı bir gündemi temsil ediyordu. Bu gündem; iş yaratma, sosyal adaletin ilerletilmesi ve büyük kamu yatırımlarıyla iklim değişikliğiyle mücadeleyi içeriyordu.

Yeşil Yeni Düzen, protesto pankartlarından siyasi koridorlara taşındı ve hem yerel hem de ulusal politika oluşumunu şekillendirdi. İlerici kesimler, 2020 seçimleri öncesinde gelecekteki Başkan Joe Biden’a da bu planları benimsetmek için baskı yaptı. Kongre ise nihayetinde Biden’ın hedeflerini daraltarak, Enflasyon Azaltma Yasası adı altında ülkenin ilk kapsamlı iklim politikasını hayata geçirdi. Bu yasa, yeşil vergi indirimleri ve teşvikleri içeriyordu.

Trump Döneminde Gerileme

Ancak Cumhuriyetçiler, geçen yıl bu yasayı yürürlükten kaldırarak Demokratların kazanımlarını ortadan kaldırdı. Bu durum, Demokratları iklim değişikliğiyle ilgili nasıl konuşmaları gerektiği konusunda derin bir sorgulamaya itti. Hatta bazıları, çözüm önerilerinden tamamen vazgeçilmesi gerektiğini bile düşündü. İlerici kesimlerse nihayetinde bir yanıt buldu: Her şeyi ‘uygun fiyat’ üzerinden kurgula.

Yeni İklim Gündemi: Çalışan Sınıfın Refahı

Çevre ve Toplum Enstitüsü adlı sol eğilimli bir düşünce kuruluşu tarafından bu hafta yayınlanan yeni iklim gündemi, günlük hayatta karşılaşılan maliyetleri düşürmeyi hedefliyor. Bu kapsamda; ev sigorta primlerine tavan getirilmesi, kamu hizmetlerinin kesintiye uğramasının yasaklanması ve diğer önlemler öneriliyor.

Önerilen gündem, ‘yeşil ekonomik popülizm’ adı verilen bir çerçeveyle çalışan sınıfa destek olmayı amaçlıyor. Bu çerçeve, karbon emisyonlarını azaltan politikalarla (ücretsiz toplu taşıma veya veri merkezlerine moratoryum gibi) aynı zamanda yaşam maliyetini de hafifletmeyi hedefliyor. Aynı zamanda, iklim değişikliğine ve yaşam maliyeti krizine yol açan şirketlerin de düzenlenmesini içeriyor.

“Yeşil Yeni Düzen’in ilham verici bir hareket olduğunu kabul ediyoruz. Ancak bugün içinde bulunduğumuz siyasi, sosyal ve ekonomik koşulların sekiz yıl öncesinden çok farklı olduğunu da görüyoruz.”

Patrick Bigger, Çevre ve Toplum Enstitüsü Araştırma Direktörü

Yeşil Yeni Düzen’in Dersleri

Söz konusu ‘çalışan sınıf iklim gündemi’nin mimarları, hem Yeşil Yeni Düzen’in hem de Enflasyon Azaltma Yasası’nın eksikliklerinden ders çıkardıklarını belirtiyor. Yeşil Yeni Düzen’in siyasi irade eksikliği yaşadığına, Enflasyon Azaltma Yasası’nın ise çalışan sınıfa yeterince hızlı ve somut fayda sağlamadığına dikkat çekiyorlar.

ABD’li seçmenler, yapılan birçok ankette en büyük endişelerinin faturaları ödeyebilmek olduğunu ortaya koydu. Gıda, barınma ve sağlık hizmetlerinin giderek pahalılaşması, bu durumun başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Ancak bu artan maliyetlerin birçok nedeni de iklim değişikliğiyle doğrudan bağlantılı.

İklim Değişikliğinin Ekonomik Maliyeti

Sıcak dalgaları tarım ürünlerini azaltırken, aşırı hava olayları enerji fiyatlarında ve ev sigorta primlerinde ani yükselişlere yol açıyor. Brookings Enstitüsü’nün geçen yıl yayınladığı bir analize göre, ısınan dünyanın etkileri (orman yangınlarından kaynaklanan sağlık maliyetleri ve seller gibi) ortalama bir haneye yılda 219 ila 571 dolar arasında bir maliyet yüküyor.

İran’daki savaşın yakıt fiyatlarını artırması ve ABD’nin petrol bağımlılığının ekonomik zafiyetini gözler önüne sermesi, yeni iklim gündeminin ilerlemesi için eşsiz bir fırsat yaratıyor. University of Pennsylvania’dan sosyolog Daniel Aldana Cohen, bu durumu şöyle değerlendiriyor:

“İklim değişikliğiyle mücadele artık sadece çevreci bir zorunluluk değil; aynı zamanda ekonomik bir gereklilik haline geldi. İnsanlar faturalarını ödeyemiyor ve bu durum, iklim politikalarının yeniden tanımlanmasını zorunlu kılıyor.”

Geleceğin İklim Politikası: Hız ve Erişilebilirlik

Demokratlar, artık iklim değişikliğiyle ilgili tartışmaları ‘uygun fiyat’ ve çalışan sınıfın refahı üzerinden yapmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, hem iklim krizine hem de ekonomik sıkıntılara karşı bir çözüm sunmayı hedefliyor. Uzmanlara göre, yeni gündemin başarısı, politikaların hızlı ve somut sonuçlar doğurmasına bağlı olacak.

Kaynak: Grist