2024 yılı, küresel demokrasiler için kırılma noktalarından biri oldu. Yaklaşık 2 milyar seçmenin, yani dünya yetişkin nüfusunun yarısının sandık başına gittiği bu dönemde, politikacılar, yorumcular ve medya kuruluşları endişeli bir bekleyiş içindeydi. New York Times'ın Ocak 2024 tarihli bir makalesinde, "yanlış anlatılar ve komplo teorilerinin küresel bir tehdide dönüştüğü" ve "yapay zekanın dezenformasyonu hızlandırarak gerçek algısını bozduğu" uyarısında bulunuldu.

Uzmanlar, çevrimiçi manipülasyon kampanyaları ile yapay zekanın birleşiminin, "seçimlerin adil ve özgürlüğünü tehdit eden mükemmel bir fırtına" yarattığını belirtti. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Avrupa Dijital Medya Gözlemevi (EDMO), dezenformasyon kampanyalarının "yaygın bir olgu haline geldiğini" ve hiç olmadığı kadar çok seçmene ulaştığını vurguladı.

Anonim bir AB yetkilisi, "dezenformasyon dalgalarının tsunami gibi" olduğunu ve "yabancı müdahalenin sessiz bir katil" gibi algılandığını dile getirdi. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Věra Jourová ise, politikacıların yapay zeka destekli deepfake'lerinin "seçmen tercihlerini değiştirecek nükleer bir bomba" etkisi yaratabileceği konusunda uyardı.

Bu tehditlere karşı harekete geçen Avrupa Komisyonu, sosyal medya platformlarına tehditkar uyarılar gönderdi ve seçim sonuçlarının meşruiyetine gölge düşürmeye yönelik girişimlerle mücadele etmek için kriz birimleri oluşturdu. Mayıs 2024'te gerçekleştirilen Kopenhag Demokrasi Zirvesi'nde, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, yeniden seçilmek için yarışırken, "Avrupa Demokrasi Kalkanı" adıyla yeni bir projeyi duyurdu. Bu kalkanın amacı, yabancı müdahaleleri engellemek ve "zararlı bilgilere ya da propagandaya" karşı mücadele etmekti. Belirlenen içeriklerin "hızla kaldırılması ve engellenmesi" öngörülüyordu. Bu adım, AB'nin Dijital Hizmetler Yasası kapsamındaki yeni yükümlülüklerini genişleterek hayata geçirilecekti.

Avrupa Demokrasi Kalkanı, AB'nin 2022 yılında Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısının ardından aldığı acil tedbirleri normalleştirmeyi hedefliyordu. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırmasının ardından, AB, Rusya devletine bağlı medya kuruluşları Russia Today (RT) ve Sputnik'in yayın faaliyetlerini askıya aldı. AB, Rusya'nın "sistematik ve uluslararası bir medya manipülasyonu ve gerçeklerin çarpıtılması kampanyası" yürüttüğünü iddia etti. 4 Mart 2022 tarihinde AB Komisyonu, sosyal medya şirketlerine, "kullanıcıların RT ve Sputnik içeriğini yayınlamasını engellemeleri" talimatını verdi. Bu talimat, kullanıcıların paylaştığı içerikleri de kapsayacak kadar geniş bir şekilde yorumlandı.

Kaynak: Reason