Güney Yoksullukla Mücadele Hukuk Merkezi (SPLC), Salı günü yaptığı açıklamada, geçmişte ücretli muhbirler kullanarak aşırı grupları izlemesi nedeniyle Adalet Bakanlığı tarafından cezai soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Kâr amacı gütmeyen bu kuruluş, Trump yönetiminin kendisi veya çalışanlarına karşı dava hazırlığı içinde olduğunu öne sürdü. SPLC Genel Müdürü Bryan Fair, Associated Press'e yaptığı açıklamada, "Tüm detayları bilmiyor olsak da soruşturmanın odak noktasının, son derece şiddet yanlısı gruplardan güvenilir istihbarat toplamak amacıyla gizli muhbirler kullanmamız olduğu anlaşılıyor" dedi.

Fair, muhbirlerin kullanımının, aşırı örgütler içindeki şiddet tehdidini izlemek ve elde edilen bulguları yerel ve federal kolluk kuvvetleriyle paylaşmak amacıyla hayata geçirildiğini belirtti.

"Muhbirlerle çalışmaya başladığımız dönemde, kiliselerde bombalamaların yaşandığı, göstericilere devlet destekli şiddet uygulandığı ve aktivist cinayetlerinin adalet sistemince cezasız bırakıldığı Medeni Haklar Hareketi'nin en karanlık günlerindeydik. Muhbirlerden öğrendiğimiz bilgilerin hayat kurtardığına hiç şüphe yok."

Fair, örgütün "kendilerini, personelini ve çalışmalarını şiddetle savunacağını" vurguladı.

SPLC'nin Kuruluş Amacı ve Geçmişi

1971 yılında kurulan SPLC, Medeni Haklar Hareketi sonrasında beyaz ırkçı gruplarla mücadele etmek amacıyla Montgomery merkezli olarak faaliyet göstermeye başladı. Ancak kuruluşun çalışma alanı, özellikle sağ cenahta giderek daha az kabul görmeye başladı. Muhafazakâr siyasetçiler ve medya figürleri, SPLC'nin aşırı grupları izleme, hoşgörüyü teşvik etme ve davalar yoluyla ırkçılığı engelleme çalışmalarını "taraflı ve aşırı solcu" olarak nitelendirerek eleştiriler yöneltti.

FBI Direktörü Kash Patel, geçtiğimiz yıl ajansının SPLC ile olan uzun süredir devam eden araştırma işbirliğini sona erdirdiğini açıklamıştı.

Soruşturmanın Arka Planı ve Tartışmalar

Bu soruşturma, Donald Trump'ın ikinci döneminde Adalet Bakanlığı'nı "kişisel avukatı gibi kullanarak muhaliflerini hedef almak için silahlandırdığı" yönündeki endişeleri yeniden gündeme getirdi. Kuruluşun geçmişteki faaliyetleri, kolluk kuvvetlerine sağladığı istihbaratın yanı sıra, toplumsal barışa katkı sağladığı savunulurken, siyasi arenada giderek daha fazla hedef haline geldiği görülüyor.