ABD Başkanı Donald Trump, Cuma günü Beyaz Saray önünde yaptığı açıklamada, Kongre’nin savaş yetkisini kontrol etmesinin anayasaya aykırı olduğunu öne sürdü. Trump, 1973 yılında yürürlüğe giren Savaş Yetkileri Kararnamesine uymak zorunda olmadığını savundu. Bu kararnameye göre, ABD başkanı, 60 günlük süre içinde Kongre’nin savaş ilan etmemesi veya uzatma onayı vermemesi durumunda kuvvetlerini çatışmadan çekmek zorunda kalıyor.
Trump, yaptığı açıklamada, “Başka hiçbir ülkede böyle bir uygulama olmadı. Çoğu kişi bunu tamamen anayasaya aykırı kabul ediyor. Ayrıca ateşkes de ilan edildi, bu da size ek süre kazandırıyor” dedi. Trump’ın iddiaları, uluslararası hukuk ve ABD Anayasası’nın 1. Maddesi, 8. Bölümü, 11. Fıkrası uyarınca Kongre’nin savaş ilan etme yetkisine sahip olduğu gerçeğiyle çelişiyor.
Trump’ın İran’daki askeri operasyonu, uluslararası hukuka göre zaten yasa dışı olarak kabul ediliyor. ABD’nin İran ile varılan ateşkesi test etmek için İran limanlarına abluka kurması ve İran’a ait bir kargo gemisini ele geçirmesi, ateşkes anlaşmasının ihlali anlamına geliyor. Aynı zamanda ABD’nin müttefiki İsrail’in, Lübnan’daki yoğun saldırılarını sürdürmesi de ateşkes koşullarını ihlal ediyor.
Savaş Yetkileri Kararnamesi’nin amacı, ABD başkanının savaş yetkisini sınırlamak ve Kongre’nin denetimini sağlamaktır. Trump’ın bu kararnamenin anayasaya aykırı olduğunu iddia etmesi, aslında kendi operasyonunun hukuki dayanağını da sorgulamak anlamına geliyor. ABD Anayasası’na göre savaş ilan etme yetkisi yalnızca Kongre’ye aitken, Trump’ın operasyonu bu yetkiyi aşan bir girişim olarak değerlendiriliyor.
Trump’ın açıklamaları, ABD’nin uluslararası arenadaki konumunu ve müttefikleriyle ilişkilerini de olumsuz etkileyebilir. İran ile varılan ateşkesin yanı sıra, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve operasyonları, uluslararası toplum tarafından yakından izleniyor.