Yargıtay'ın Çelişkili Kararları
Yargıtay'ın acil dava dosyasında (shadow docket) verdiği Mirabelli kararı ve Foote davasının temyiz talebini reddetmesi, hukuk çevrelerinde karmaşık sinyaller yaratıyor. Bir yandan Kaliforniya eyaletinin eğitim politikasına müdahale ederken, diğer yandan Massachusetts eyaletinin benzer bir politikasına onay vermesi dikkat çekiyor.
Okul Bölgesinin Sır Politikası
Bir avukatın gönderdiği e-postada, okul bölgesinin Mirabelli kararına rağmen gizli geçiş politikasını sürdürdüğü belirtildi. Bu durumda, okul bölgesi koruma immunitesi (qualified immunity) kapsamında korunabilir mi? Mirabelli kararı, acil dava dosyasında verilmiş olmasına rağmen, açıkça belirlenmiş hukuk (clearly established law) olarak kabul edilebilir mi?
Koruma İmmunitesi ve Acil Dava Kararları
AEDPA (Antiterörizm ve Etkin Ölüm Cezası Yasası) kapsamında, Yargıtay'ın acil dava kararlarının öncelikli olduğu bilinmektedir. Ancak bu kararların açıkça belirlenmiş hukuk olarak kabul edilip edilmeyeceği tartışmalıdır.
Bazı hukukçular, Mirabelli kararının yeni bir hukuk oluşturmadığını, sadece yüzyıllık Pierce v. Society of Sisters ve Meyer v. Nebraska kararlarını yeniden teyit ettiğini savunuyor. Ancak diğer acil dava kararları, yeni hukuk oluşturabilir nitelikte.
Son Gelişmeler: Smith v. Scott Davası
Dün, Yargıtay'ın Smith v. Scott davasını, koruma immunitesiyle ilgili yeni bir per curiam kararı temelinde GVR (Grant, Vacate, Remand) kararıyla geri göndermesi, bu tartışmayı daha da alevlendirdi. Alt mahkemelerin, bu acil dava kararlarını koruma immunitesi
Alt mahkemelerin, acil dava kararlarını açıkça belirlenmiş hukuk olarak kabul etmemesi, Yargıtay'ın gölge dava uygulamasına karşı bir direnç göstermesi anlamına gelebilir. Ancak Yargıtay'ın bu konudaki tutumu, herhangi bir kararının bile yeterli olduğunu savunması yönünde olabilir.Alt Mahkemelerin Tepkisi