ABD Yüksek Mahkemesi’nin Cumhuriyetçilerin hakim olduğu altıya üç çoğunluğu, Çarşamba günü aldığı çarpıcı kararla, Seçme Hakkı Yasası’nın (VRA) kalan korumalarını ortadan kaldırdı ve ülkenin en önemli sivil haklar yasasına ölümcül bir darbe vurdu.

Louisiana v. Callais davasında çoğunluk görüşünü kaleme alan Yargıç Samuel Alito, Louisiana eyaletinde ikinci bir çoğunlukla siyahi nüfusa sahip kongre bölgesi oluşturulmasını engelledi. Bu karar, VRA’nın 2. maddesini neredeyse işlevsiz hale getirerek, ırk temelli seçim bölgelerinin renkli toplulukların seçim hakkını ihlal ettiğini kanıtlamayı neredeyse imkansız kıldı.

Alito’nun gerekçesinde, "Seçme Hakkı Yasası Louisiana eyaletini ek bir çoğunlukla siyahi nüfusa sahip bölge oluşturmaya zorlamadığı için, eyaletin SB8 adlı seçim haritasını ırk temelinde oluşturması anayasaya aykırıdır. Anayasa, eyaletlerin ırk temelinde ayrımcılık yapmasını neredeyse hiçbir zaman kabul etmez ve bu tür ayrımcılık sıkı incelemeyi gerektirir" ifadeleri yer aldı.

Alito’nun görüşü, VRA’nın 1982 yılında yenilenmesini de fiilen geçersiz kıldı. Buna göre, seçim bölgelerinin renkli toplulukların aleyhine ayrımcılık yaptığını kanıtlamak için kasıtlı ırk ayrımcılığına dair kanıtlar gerekiyor ki bu da son derece zor. Ayrıca Alito, çoğunlukla siyahi nüfusa sahip bölgelerin oluşturulmasını neredeyse imkansız hale getirecek yeni testler de ekledi.

Florida Üniversitesi siyaset bilimci Michael McDonald, kararla ilgili olarak, "Callais kararının hızlı bir okumasında çoğunluğun, ırksal bir topluluğun sürekli olarak bir partiye oy verdiğinde, onlara temsil hakkının reddedilmesinin partizan seçim hilesi olarak kabul edildiğini söylediğini görüyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Yargıç Elena Kagan ise güçlü bir şekilde karşı oy gerekçesinde bulundu. "Mahkeme, Kongre’nin yazdığı büyük yasayı sadakatle uygulamakla yükümlü olduğu görevini yerine getirmiyor" diyen Kagan, "Bu karar, Kongre’nin tanıdığı ırksal eşitlik hakkını geriye götürecek" ifadelerini kullandı. Karara ilişkin olarak, "Yeni görüşüne göre bir eyalet, azınlık vatandaşlarının seçim gücünü sistematik olarak sulandırabilir ve bunun hukuki bir yaptırımı olmayacak. Tabii ki çoğunluk bugünkü kararını bu şekilde açıklamıyor. Karar, teknik düzeltmelerle yasayı 'güncelleştiriyor' gibi görünse de aslında bu 'güncellemeler' yasanın özünü ortadan kaldırıyor" dedi.

VRA’nın 2. maddesi, renkli toplulukların seçim sürecine anlamlı katılım hakkını garanti altına alıyordu. Mahkemenin bu kararı, özellikle Demokrat Parti’yi destekleyen azınlık toplulukları ve adayları için yıkıcı olacak. Olumlu bir gelişme olarak, karar 2026 ara seçimlerinde büyük bir etki yaratmayacak gibi görünüyor. Çünkü Güney eyaletlerinin çoğunda aday başvuru tarihleri geçti; Kuzey Carolina, Teksas ve Mississippi’de ön seçimler tamamlandı; Louisiana, Alabama ve Georgia’da ise Mayıs ön seçimleri için oy pusulaları gönderildi.

Buna rağmen, gözetim grubu Issue One, kararın ara seçimlerde Cumhuriyetçilere iki ila dört sandalye kazandırabileceğini tahmin ediyor. Bu durumun özellikle Florida ve komşu Güney eyaletlerinde yoğunlaşması bekleniyor. Uzun vadede ise mahkemenin bu kararı, Cumhuriyetçilerin gelecekteki seçim hilesi girişimlerini hızlandıracak nitelikte.