On yıl aradan sonra Diego Luna, yeni filmi Ashes ile yönetmenliğe geri döndü. Bu süreçte Luna, Andor ve Narcos: Mexico gibi projelerde oyuncu olarak yer alsa da, yeni filminde gösterişten uzak, sessizlik ve karanlığa odaklanan bir karakter çalışması tercih etti.

Ashes (orijinal adı: Ceniza en la boca ya da A Mouthful of Ash), Lümen Film Festivali’nde ilk kez gösterime girdi. Film, insanlık durumuna dair ince bir bakış sunarken, empati ve merhamet temalarını işliyor. Adriana Paz ve Anna Díaz gibi yetenekli oyuncuların da katkı sağladığı yapım, sade bir anlatımla izleyiciye derin bir deneyim yaşatıyor.

Annenin Terk Edişi ve Göçün Yansımaları

Film, Meksika’da karanlık bir odada başlıyor. Genç anne Isabel (Paz), 14 yaşındaki kızı Lucila’yı uyandırarak, “Gitmek zorundayım. Kardeşine iyi bak.” diyor. Lucila, annesinin taksiye binip gidişini pencerenin ardından izler. Isabel’in İspanya’ya gidişi, sekiz yıl sürecek bir ayrılığın başlangıcı olur.

Yönetmen, annenin ayrılışının ardındaki nedenleri açıklamak yerine, göçmenlerin yeni ülkelerdeki yaşamlarını ve geride kalanların yaşadığı zorlukları mercek altına alıyor. Film, Lucila ve kardeşi Diego’nun yıllar sonra annelerini Madrid’de bulmalarıyla iki dünyanın da içinde yer almalarını anlatıyor.

Lucila’nın Sıkıntılı Hayatı ve Umutsuzluk

Film, Lucila’nın Madrid’deki yaşamına odaklanıyor. O, zorlu bir iş olan dadılık yaparken, kardeşi Diego’nun okulda diğer çocuklara zarar vermesiyle daha da zorlaşan bir süreç yaşar. Luna’nın sade ve etkileyici yönetmenliği, izleyiciyi doğrudan Lucila’nın dünyasına çekiyor. Empati, tek alternatif olarak öne çıkıyor.

Lucila’nın Meksika’dan umutla ayrılmasına rağmen, Madrid sokaklarında bir kanepenin vinçle yukarı taşındığını görmesi, onun ulaşamayacağı bir yaşamın varlığını simgeliyor. Film, Lucila’nın Barcelona’ya taşınmasıyla devam ederken, onun yaşamındaki umutsuzluk hissi giderek artıyor. Gece kulüplerinde dans etmek için kaçamaklar yapsa da, kardeşi Diego’nun Barcelona’ya gelmesiyle birlikte her şeyin yoluna girmeyeceği anlaşılıyor.

Görsel ve İşitsel Deneyim

Luna, sahneleri genellikle pencerelerden ve uzak mesafeden kareliyor. Yavaş tempolu ve gezinir nitelikteki anlatımı, filmin derinliğini artırıyor. Müzikal skor minimal olsa da, ses tasarımı oldukça etkileyici. Örneğin, Lucila’nın kardeşi Diego hakkında en kötü haberi aldığında çığlıkları, şehrin gürültüsüyle harmanlanıyor ve izleyiciye dokunaklı bir an sunuluyor.

“Ashes, sessizlik ve karanlığın gücünü kullanarak, izleyicisini derin düşüncelere sevk eden bir film. Luna, gösterişten uzak durarak, insanlık durumuna dair samimi bir bakış sunuyor.

Kaynak: The Wrap