Ryusuke Hamaguchi’nin yeni filmi ‘All of a Sudden’, adındaki ironik ironiyi geride bırakarak izleyicilerini yavaş bir tempoya davet ediyor. Üç saat on altı dakikalık uzun süresiyle Cannes Film Festivali’nin ana yarışma bölümündeki en uzun film unvanını taşıyan yapım, aynı zamanda festivalin ikinci en uzun filmi konumunda.

Hamaguchi’nin daha önce ‘Asako I & II’ ve ‘Drive My Car’ filmleriyle tanınan yönetmenin imzasını taşıyan film, iki farklı dünyadan kadının gece boyunca süren derin bir sohbetine odaklanıyor. Film, adından da anlaşılacağı üzere, hiçbir şekilde ‘ani’ bir deneyim sunmuyor. Aksine, izleyicilerinden sabır ve dikkat talep eden bir yapıya sahip.

Filmin merkezinde, kendi mücadeleleriyle başa çıkmaya çalışan iki kadın karakter yer alıyor. Marie-Lou Fontaine (Virginie Efira), Paris’te bir huzurevi işleten Fransız bir kadın olup, antropoloji eğitimi nedeniyle Japonca biliyor. Mari Morisaki (Tao Okamoto) ise Paris’te eğitim görmüş, maceracı bir Japon tiyatro yönetmeni ve terminal kanser hastası. İki kadın arasındaki bu karşılaşma, hem Fransızca hem de Japonca olarak ilerleyen bir diyalogla şekilleniyor.

Marie-Lou, Japonya’dan ithal edilen ve hastaları tam bir insan olarak ele alan ‘Humanitude’ adı verilen hasta bakım yöntemini uygulamaya çalışıyor. Bu yöntem, hastalara daha fazla zaman ve özen gerektirirken, bazı hemşirelerin alışık oldukları hızlı bakım tarzına ters düşüyor. Marie-Lou ise hem işini hem de özel hayatını ayırmakta zorlanan, sürekli yorgun ve çalışmaya kendini adamış biri. Hatta huzurevinin boş dairelerinden birine taşınarak, acil durumlarda ilk müdahaleyi yapabilecek konumda olmayı tercih ediyor.

Bir gün, Marie-Lou’nun bindiği otobüsten telaşla inen otistik bir çocuğu (Tomoki) sakinleştirmesiyle olaylar gelişiyor. Tomoki, Mari’nin yönettiği ve ‘Yakından Bakınca Kimse Normal Değildir’ adlı deneysel bir oyununun prova sürecinde Paris’te bulunan bir grup sanatçıdan biri. Marie-Lou, Mari’nin daveti üzerine oyunu izlemeye gidiyor. Oyun, İtalya’nın tüm akıl hastanelerini kapattığı dönemi anlatan tek kişilik bir monologdan oluşuyor. Film, bu sahneyi uzun uzun işleyerek izleyicilerini derin bir deneyime davet ediyor.

Hamaguchi’nin yavaş tempolu anlatımı ve yoğun diyalogları, izleyicilerden sabır ve dikkat gerektiriyor. Ancak bu sabır, zengin bir hikaye ve karakter derinliğiyle ödüllendiriliyor. Festivalde İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin ‘Parallel Tales’ filmiyle birlikte, yabancı bir yönetmenin çoğunlukla Fransızca çektiği nadir filmlerden biri olan ‘All of a Sudden’, izleyicilerini hem duygusal hem de düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Kaynak: The Wrap