Cannes Film Festivali’nin ilk gösterimlerinde bir zamanlar gazetecilerin ve eleştirmenlerin en önemli araçları not defteri ve kalemdi. Bugünse bu listeye iPhone’daki kronometre uygulaması eklendi. Tüm suç, duruma göre değişen duruşma sürelerinde.
Cannes’ın Grand Auditorium Lumière’inde, alkışlamanın bir ritüele dönüştüğü açık. Beş-altı dakikadan kısa süren alkışlar, izleyicilerin filmi gerçekten beğenmediğinin işareti olarak görülüyor. Dört dakikalık bir duruşma bile zayıflık olarak yorumlanıyor. Oysa alkışın süresi, filmin kalitesinden çok, izleyicilerin dayanıklılığıyla ilgiliymiş gibi bir algı oluşmuş durumda.
Medyanın bu abartılı alkış furyasında büyük rolü var. Filmler bittikten hemen sonra basın sıralarında oturan gazeteciler, kronometrelerini çalıştırıyor ve ‘Joaquin Phoenix, MAGA Western ‘Eddington’ için 5 dakikalık alkış sırasında gözyaşlarına boğuldu’ gibi haberlere malzeme topluyor. Bu tür haberlerse sadece tık tuzağı niteliğinde ve film yapımcılarını da son derece rahatsız ediyor.
Yapımcılar Ne Diyor?
Terry Gilliam, 2018 yılında ‘The Man Who Killed Don Quixote’ filminin ilk gösteriminde yaşadığı 15 dakikadan uzun süren alkış hakkında şunları söyledi:
‘Sahneye çıktığımda sadece teşekkür ediyordum ve ‘Neden bu tepkiyi alıyorum?’ diye düşünüyordum. Alkışın süresi filmin kalitesiyle mi ilgiliydi, yoksa benim dayanıklılığımla mı? Ben sadece filmi beğendiler mi diye merak ediyordum. Ama orada durup gülümsemek, el sallamak ve ardından kadroyla birlikte sahneye çıkmak zorunda kaldım. Kendimi aptal gibi hissettim. Bu gerçekten saçmaydı.’
Gilliam’ın da belirttiği gibi, alkış süreleri konusunda medya arasında bile fikir birliği yok. Bir yayıncı yedi dakika derken, diğeri on dakika diyebiliyor. Çünkü alkışın ne zaman başlayıp ne zaman bittiğini tam olarak belirlemek zor.
Genellikle alkış, jenerikle birlikte başlıyor ve ışıklar açıldığında tam duruşmaya dönüşüyor. Yönetmen ve kadronun sahneye çıkmasıysa alkışı daha da uzatıyor. Hatta bazen yönetmenler mikrofonu alıp birkaç söz söyleyerek alkış süresini uzatabiliyor.
Bu Durum Neden Sorun Yaratıyor?
Bu abartılı alkış kültürü, hem izleyiciler hem de film yapımcıları için sıkıntı yaratıyor:
- Gerçek değerlendirme zorlaşıyor: Alkış süresi, filmin kalitesinden çok izleyicilerin dayanıklılığına odaklanıyor.
- Yapımcılar baskı altında hissediyor: Gilliam gibi deneyimli yönetmenler bile bu durum karşısında kendilerini zor durumda buluyor.
- Medya tık tuzağına dönüşüyor: Sürekli alkış süreleriyle ilgili haberler, sadece sansasyonel içerik üretmekten öteye geçmiyor.
Cannes Film Festivali, yıllar içinde prestijini korusa da, bu ‘alkış maratonu’ festivalin ruhuna aykırı bir hal almış durumda. İzleyicilerin ve yapımcıların gerçek tepkilerini yansıtmak yerine, sadece sürenin uzaması için çaba harcandığı bir ortam oluşmuş durumda.