Kadınların ve özellikle çalışan annelerin işgücündeki varlığı çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalırken, erkeklerin de farklı nedenlerle işgücünden çıktığı görülüyor. Nisan ayına ilişkin iş raporu, beklenenden daha olumlu bir tablo sunarken, 115 bin yeni işin yaratıldığını ve işsizlik oranının %4.3 seviyesinde sabit kaldığını gösterdi. Ancak veriler, işgücündeki daha geniş bir kaymanın işaretlerini de içeriyor.

Geçtiğimiz ay, iş aramaya devam eden veya çalışan erkeklerin sayısı, pandemi dönemindeki anormal düşüş hariç, on yılların en düşük seviyesine geriledi. Nisan itibarıyla erkeklerin üçte biri işgücünden çıktı. Bu düşüşün birkaç nedeni bulunuyor:

  • Son dönemdeki iş büyümesi ağırlıklı olarak kadınların yoğun olduğu sektörlerde, özellikle sağlık ve eğitimde gerçekleşirken, erkeklerin hakim olduğu imalat gibi sektörlerde iş kayıpları yaşandı.
  • Indeed’in Hiring Lab raporuna göre, Şubat 2025 ile Şubat 2026 arasında kadınların işgücündeki payı yaklaşık 300 bin artarken, erkeklerin payı 142 bin azaldı.

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, işgücündeki cinsiyet farkı on yıllardır daralsa da, kadınlar 2020 yılında tarım dışı istihdamda erkekleri geride bırakmıştı. Pandemi dönemindeki iş kayıpları ve annelerin işgücünden uzak kalmasına yol açan sistemik sorunlar kadınları geriye itse de, kadınlar bu yılın başlarında işgücünde erkekleri geçti.

Erkeklerdeki kayıplar yalnızca emeklilik veya yaşlanma nedeniyle değil. Washington Post’un analizine göre, genç erkekler de çeşitli nedenlerle işgücünden çekiliyor. Bazıları okula dönüyor ya da bakım görevlerini üstlenirken, önemli bir kısmı ise hastalık veya engellilik nedeniyle çalışmıyor. Analiz, işgücünden çıkan erkeklerin daha büyük olasılıkla evde yaşadığını veya hiç evlenmediğini ortaya koydu. Ayrıca, üniversite diploması olmayan ve artık çalışmayan erkeklerin sayısında da artış görüldü. (Genel olarak, kadınlar şimdi erkeklere kıyasla daha yüksek oranda üniversite diplomasına sahip.)

Belirli sektörlerdeki iş büyümesine rağmen, erkeklerin işgücüne katılımındaki bu kayma kadınların işgücüne katılımındaki artıştan kaynaklanmıyor. Aslında, kadınlar istihdamdaki kazanımlarına rağmen, işgücündeki konumları hâlâ en iyi ihtimalle istikrarsız durumda. 2025’in ilk yarısında yaklaşık 212 bin kadın işgücünden ayrıldı ve bu durum özellikle çalışan anneleri etkiledi. Erkeklerin belirli sektörlerdeki iş büyümesinden yeterince faydalanamamasının bir nedeni de, hâlâ var olan toplumsal damgalanma.