ABD’nin önde gelen istihbarat kurumlarından Ulusal Jeo-uzamsal İstihbarat Ajansı (NGA), yapay zeka (AI) araçlarını operasyonlarına entegre etmek için hızla adımlar atıyor. Ancak bu süreçte, hem ulusal güvenlikteki AI yarışında geride kalmamak hem de mevcut istihbarat toplama yöntemlerini bozmamak arasında bir denge kurmak zorunda kalıyor.
Jay Harless, NGA’nın İnsan Gelişimi Direktörü, ajansın karşı karşıya olduğu bu ikilemi “hızlı hareket etmek ile güvenliği sağlamak” olarak özetliyor. Harless, geçtiğimiz Salı günü Workday Federal Forum’da yaptığı açıklamada, “Rakip ülkeler AI’ya büyük yatırımlar yapıyor. Biz de onların gerisinde kalmamak için baskı altında hissediyoruz, ancak bunu güvenli bir şekilde yapmalıyız” dedi.
Harless’e göre, AI’nın kullanımında etik ve hukuki sınırlara sahip olan ABD ve müttefikleri, rakiplerinden farklı olarak daha sorumlu bir yaklaşım benimsemek zorunda. Bu doğrultuda, ajans ajan tabanlı AI sistemleri geliştirerek karar alma süreçlerini hızlandırırken, aynı zamanda güvenlik protokolleri, önyargı denetimi ve hesap verebilirlik mekanizmaları kurmayı hedefliyor.
“Hızlı hareket ediyoruz, ancak bunu güvenli bir şekilde yapıyoruz”, diyen Harless, AI’nın hangi görevlerde otomatikleştirilmesi, hangilerinde destekleyici rol oynaması ve hangilerinin insan kontrolünde kalması gerektiğine karar vermek zorunda olduklarını vurguladı.
Üç ila beş yıllık dönüşüm planı
Sasha Muth, NGA’nın İnsan Gelişimi Başkan Yardımcısı, ajansın AI çağına uyum sağlamak için üç ila beş yıllık bir dönüşüm planı yürüttüğünü belirtti. Bu yıl, analistlerin AI’yı ne zaman ve nasıl kullanacaklarına dair altyapı çalışmaları yapılacak ve giriş seviyesi pozisyonlar için gerekli nitelikler yeniden değerlendirilecek.
Ancak bu süreç, çalışanlar arasında kaygı ve direnç yaratabiliyor. Muth, teknolojinin çalışanları “yerinden etmek yerine destekleyeceğini” vurgulasa da, birçok personelin AI’nın kendi işlerini tehdit ettiğine inandığını kabul ediyor. Ajans, 2024 yılında ilk Baş AI Sorumlusunu atadı ve gelecek üç yıllık stratejik planında değişim yönetimi, mesleki gelişim ve çalışanların yetkinliklerini güncelleme konularına odaklanacak.
Muth’un en büyük endişelerinden biri, beş yıllık geçiş sürecinde “uzmanlığın kaybedilmesi”. Ona göre, AI’nın bazı fonksiyonları otomatikleştirirken, aynı zamanda çalışanların yetkinliklerini modernize etmek de kritik önem taşıyor.
“Bu sadece teknolojiyi kullanmakla ilgili değil, aynı zamanda çalışanlarımızı da bu değişime dahil etmekle ilgili”, diyen Muth, “Değişimden korkmamaları için onları motive etmeliyiz. Çünkü birçok kişi işini kaybedeceği endişesi taşıyor” şeklinde konuştu.