Pandemi öncesinde her sabah ve akşam milyonlarca insanın yakalandığı bir salgın vardı: trafik ve tren gecikmeleri. İşe gidip gelmek dayanılmazdı ve neredeyse herkes bunu kabul ediyordu. Sonra uzaktan çalışma devreye girdi ve milyonlarca kişi için ofise gitme zorunluluğu aniden ortadan kalktı.
Ancak kaybolan sadece bu değildi. Kimse bunu fazla konuşmasa da, ebeveynlerin artık bunu dile getirdiğini duyabilirsiniz: yolculukları özlüyorlar. Tabii ki metroya binmek için yer bulma mücadelesini ya da trafik sıkışıklığını değil. Onlar, o sürenin kendilerine sunduğu şeyi özlüyorlar. Ben de kaybolana kadar bunun ne kadar değerli olduğunu fark etmemiştim.
Nefes alma anı
Gün ışığının büyük kısmını ofiste geçirdiğimiz dönemlerde, iş günleri inanılmaz yoğundu. Eve giden yolculuk ise nihayet nefes alabileceğimiz andı. Bazı günler pencereden dışarı bakarken, bazen yürüyerek eve giderken, bir arkadaşımı ararken ya da bir sesli kitaba dalarken bulurdum kendimi. Günün hiç kimsenin bir şey istemediği nadir anlarından biriydi bu. Ne kadar nadir olduğunu da o zaman anlamıştım.
Uzaktan çalışmanın birçok açıdan faydalı olduğunu inkâr edemeyiz: biraz daha fazla uyku, esneklik, çocuklarla geçirilen daha fazla zaman. Ancak sessizce önemli bir şeyi de elimizden aldı. Dünya Ekonomik Forumu’nun araştırmasına göre, yolculuk sırasında geçen bu yalnız zamanın zihinsel sağlığımız üzerinde olumlu bir etkisi var. Bu geçiş süresi aslında zihnimizin dinlenmesine yardımcı oluyor.
Sınırları belirsiz bir yaşam
Artık her şey birbirine karışıyor. Yoğun iş toplantılarından, akşam yemeği hazırlamaya, e-postalara cevap vermekten, ödevlere yardım etmeye kadar aralıksız devam eden bir rutin içindeyiz. Sürekli tetikteyiz ve bu durum bizi tüketiyor. Net bir ayrım olmadığında ne zihinsel ne de fiziksel olarak toparlanma şansımız olmuyor. İşte o zaman sinirlilik, çaresizlik ve tükenmişlik hissi ortaya çıkıyor. Ebeveynler, zihinleri bir şey daha yapmaya yetmediği için kendilerini daha da stresli hissediyor.
Geçişi yeniden yaratmak
O ‘boşa geçen’ yolculuk zamanı aslında bizim için çok önemli bir işlev görüyordu: bizi düzenliyordu. Şimdi o zamanı geri kazanmak için başka yollar bulmamız gerekiyor. Karmaşık olması gerekmiyor; sadece bir şekilde var olması yeterli.
- Son toplantınızdan sonra kısa bir yürüyüş yapın.
- Arabanızda on dakika oturup bir sesli kitabı dinleyin.
- Kısa bir telefon görüşmesiyle kardeşinizi ya da bir arkadaşınızı arayın.
- Beş dakika dışarı çıkıp hiçbir şey yapmadan durun.
- Bir çay ya da içecek hazırlayın ama içerken başka bir şey yapmayın.
- Duş alın (temizlik için değil, zihninizi yenilemek için).
- Bir sonraki odaya girmeden önce sessizce oturun.
Amacınız, zihinsel olarak kendinize bir geçiş süresi yaratmak. Asıl kaybedilen şey yolculuk değildi; günün hiç kimsenin hakkı olmayan o tek parçasıydı. O mola olmadan hayatımız sürekli bir vardiya gibi akıp gidiyor.