New York’un en ünlü mekanlarından Madison Square Garden (MSG), özel güvenlik sistemlerini istismar ederek trans bir kadını iki yıl boyunca sistematik bir şekilde takip etti. Wired dergisinin yürüttüğü geniş çaplı araştırma, tesis sahibi James Dolan’ın facial recognition (yüz tanıma) teknolojisini nasıl kişisel hedeflere yönelik kullandığını gözler önüne serdi.
Trans Kadın Hedef Alındı
Wired’in Nina Richards olarak adlandırdığı trans kadın, MSG’nin güvenlik şefi John Eversole’nin iki yıllık takibinin hedefi oldu. Richards, 2021 yılından itibaren New York Knicks maçlarında sıkça yer alan bir hayran olarak MSG’ye girmeye başladı. Bu dönemde Eversole’nin dikkatini çeken Richards, kısa sürede tesisin facial recognition sisteminin ana hedefi haline geldi.
Eski MSG güvenlik görevlilerinin ifadelerine göre, Eversole’nin talimatıyla çalışanlar, Richards hakkında ayrıntılı “çalışma dosyaları” (work-ups) oluşturdu. Facial recognition kameraları aracılığıyla sürekli takip edilen Richards’ın hareketleri, biletini okuttuğu andan itibaren kayıt altına alındı. Tuvalete gitmek veya personelle konuşmak için yerinden kalktığında bile takibi devam ettirildi.
Yasaklama Kararı ve Haksız Profiling
Eski bir MSG güvenlik görevlisi olan Donnie Ingrasselino’nun açtığı davada ortaya çıkan iddialara göre, Eversole’nin asıl endişesi, trans bir kadının korta çok yakın bir noktada bulunmasıydı. Yayın kameralarına yakalanma riski nedeniyle Richards’ın korta yakın bölgelerden uzak tutulması talimatı verildi.
"O, herhangi bir kural ihlali yapmıyordu. Hiçbir tehdit unsuru değildi. Sadece bir trans kadın olarak, bir hayran olarak dolaşıyordu."
— MSG eski çalışanı, Wired’e yaptığı açıklamadan
Eversole’nin talimatları doğrultusunda Richards, haksız bir şekilde “takipçilik” suçlamasıyla yasaklandı. Ingrasselino’nun dava dilekçesinde belirttiğine göre, Eversole bu yasaklama kararını, Richards’ın korta yakın bölgelerde bulunmasının MSG’nin itibarını zedeleyeceği gerekçesine dayandırdı.
MSG’nin Geniş Kapsamlı Gözetim Ağı
Bu skandal, MSG’nin facial recognition sisteminin nasıl sistematik bir şekilde istismar edildiğine dair sadece bir örnek. Wired’in araştırmasına göre, tesisin güvenlik şefi Eversole’nin liderliğinde facial recognition teknolojisi, eleştirmenleri, rakip iş insanlarını ve hatta basit anlaşmazlık yaşanan kişileri hedef almak için kullanıldı. Sistematik takip ve dosyalama uygulamaları, tesisin adeta bir gözetim panoptikonuna dönüşmesine neden oldu.
Uzmanlar, bu tür özel gözetim sistemlerinin yasal sınırlarının net olmadığını ve kişisel verilerin nasıl kullanıldığına dair ciddi endişeler doğurduğunu vurguluyor. Richards’ın yaşadığı deneyim ise, facial recognition teknolojisinin ne kadar kolayca istismar edilebileceğinin ve bireylerin haklarının nasıl ihlal edilebileceğinin çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.