Başkan Donald Trump, Pazar günü yaptığı açıklamada, işverenlerin doğurganlık yardımlarını kapsayan bağımsız sağlık sigortası seçenekleri sunmasını kolaylaştıracak yeni kurallar yayınladı.
PBS’in aktardığına göre, bu yeni düzenlemeyle işverenler, gözlük ya da diş sigortası benzeri ek sigorta opsiyonları sunabilecek. Bu opsiyonlar, tüp bebek (IVF) hizmetleri ve diğer doğurganlık tedavilerini kapsayacak.
Trump, düzenlemenin ardındaki amacın, çiftlerin IVF’ye başvurma ihtiyacını azaltmak olduğunu belirtti:
"Bu sayede çiftlerin IVF’ye başvurma ihtiyacı azalabilir, çünkü sorunlar erken aşamada tespit edilip çözülebilir."
Ancak, Trump’ın bu açıklamaları IVF’yi doğrudan destekleyen bir adım olarak görülmüyor. Hatta, sağlık yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde doğurganlık sürecine dair sohbetler ettiğini de ekledi. Bu görüşmelerin içeriği ise merak konusu.
Mevcut durumda, büyük şirketlerin yalnızca %25’i sağlık sigortası planlarına doğurganlık yardımlarını dahil ediyor. KFF verilerine göre:
- 200’den fazla çalışanı olan ve sağlık yardımı sunan firmaların %37’si doğurganlık ilaçlarını,
- %26’sı yapay döllenmeyi (IUI),
- %27’si tüp bebek tedavisini (IVF),
- %12’si yumurta ya da sperm dondurmayı (kriyoprezervasyon) kapsıyor.
Peki bu yeni düzenleme ne kadar etkili olacak? Çalışanlar, doğurganlık yardımlarını ek sigorta olarak seçecekler. Ancak bu yardımları kullanacak olanlar genellikle tedaviye ihtiyaç duyanlar olacağı için, ek maliyetlerin kim tarafından karşılanacağı belirsiz. İşverenler tarafından sübvanse edilmesi gerekecek mi? Bu düzenleme, doğurganlık yardımlarının maliyetini gerçekten düşürüyor mu?
Doğum oranlarını artırmaya yönelik bir adım mı? ABD’de 2007’den bu yana doğum oranları 710 bin azaldı. Peki bu düzenleme, doğum oranlarını artırmak için doğru hedef kitleye mi odaklanıyor? Uzmanlar, üç çocuklu aileleri dördüncüye ya da erken yaşta aile kurmak isteyenleri teşvik etmenin, sıfırdan bir çocuğa sahip olmaya çalışanlara göre daha etkili olabileceğini savunuyor.
Yeni düzenlemenin olumlu yanı, federal hükümetin IVF tedavilerini doğrudan finanse etme zorunluluğu olmaması ve sigorta şirketlerine zorunlu kapsam yüklememesi. Washington Examiner’a göre, bu yeni kategori, işverenler tarafından gönüllü olarak sunulabilecek ve çalışanlar tarafından tercih edilebilecek bir opsiyon olarak tasarlandı.