Bilmiyorum, belki de artık yaşlandım. Koşu listesindeki şarkıların hiçbiri 2010 yılından sonra yayınlanmamış. Bütün kot pantolonlarım dar paça. Haftanın online tartışmalarına gelince, değişimlere seviniyorum ama yine de havalimanlarında sigara salonlarının olmasını diliyorum.
İşte bu yüzden bu hafta sonunda nihayet oldu: sabah 6’da kalktım, parkta kuşları izlemeye gittim ve ardından da bununla ilgili bir video oyununu oynadım.
Pandemiyle Yükselen Bir Trend
Kuş gözlemciliği, pandemi döneminde büyük bir ilgi gördü. Artık birçok arkadaşım da bu aktiviteye oldukça meraklı. Ben ise uzun süre bu trende direnmiştim; en çok sevdiğim açık hava aktiviteleri olan koşu ve bisiklet, hızlı hareket etmeyi gerektirirken, kuş gözlemciliği sabit durmayı gerektiriyor.
Bazen kuşları gördüğümde ne olduklarını merak ediyorum, özellikle de renkli olanları ya da daha önce hiç görmediklerimi. Ara sıra Google’da arama yaptığım da oluyor ama bu bilgiyi sadece 'vay be, ne ilginç' diyerek geçiştirmekten öteye götüremiyorum. Bir keresinde kamp yaparken duyduğum seslerin canavarlar tarafından saldırıya uğradığım hissine kapıldım; oysa aslında çizgili baykuşların sesiymiş.
Sabahın İlk Işığında Yeni Bir Başlangıç
Arkadaşımla birlikte kuş gözlemciliğine çıkmamdaki asıl motivasyon, sabahları gözümü açar açmaz Slack ve Excel dosyalarıyla karşılaşmamaktı. Dışarı çıkıp bilgisayar ekranından uzaklaşmak, ağaçlara ve suya odaklanmak harika bir deneyimdi. Düzenli olarak buluşan küçük bir gruba katıldık ve grup lideri kuşlar hakkında oldukça bilgiliydi. Ya da benim gibi acemi bir kuş gözlemcisine göre öyleydi: kuşların isimleri, davranışları, nerelerde bulunmayı tercih ettikleri ve New York’ta olmalarının neden ilginç olduğu gibi konular... Bunların hiçbirini daha önce fazla düşünmemiştim.
Kuş Gözlemciliğinin Gerektirdiği Beceri
İtiraf etmeliyim ki kuş gözlemciliğinin özel bir beceri gerektirdiğini düşünmüyordum. Oysa ne kadar yanıldığımı kısa sürede anladım. Çocukluğumdan beri dürbün kullanmadığım için ne kadar kötü olduğumu fark ettim: kuşu çıplak gözle görüyordum, dürbünü yüzüme götürdüğümdeyse bir anda kayboluyordu. Sabahın ilerleyen saatlerinde biraz daha iyileştiysem de dürbün kullanmanın kolay olmadığını anladım.
Ayrıca kuş gözlemciliğinin sabır gerektirdiğini de öğrendim; sanırım sabrım olduğunu varsayıyordum ama belki de öyle değildi. Kuşlar sizin onları görmenizi beklemiyor ve gördüğünüzde de yerlerinde kalmıyorlar. Özellikle küçük kuşlar son derece hızlı hareket ediyor. Sabahın büyük bir kısmını diğerlerinin 'vay be, işte orada!' nidalarıyla karşılaştırırken, ben de 'nerede gitti?' diye sızlanmamak için kendimi zor tuttum.
Olumlu Bir Deneyim
Tüm bu zorluklara rağmen, sabahın sonunda eve oldukça memnun bir şekilde döndüm. Sonunda pes edip bilgisayarımı açtığımda ise, Slack bildirimleriyle karşılaşmak yerine kuş gözlemciliğiyle ilgili bir oyun oynadım. Belki de yaşlandıkça yeni hobiler keşfetmek gerekiyor. Kuş gözlemciliği, beklediğimden çok daha keyifliydi.