ABD, İran'ın Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) yönelik saldırıları sonrasında Pentagon'da düzenlenen basın toplantısında, düşmanının eylemlerini 'büyük çaplı savaş operasyonlarını yeniden başlatma eşiğinin altında' olarak nitelendirdi. Birleşik Amerika Ortak Kurmay Başkanı, bu değerlendirmenin ABD'nin İran'ın tahriklerine rağmen askeri müdahaleden kaçınma stratejisini yansıttığını gösterdiğini belirtti.
İran Dışişleri Bakanı, ABD ve BAE'ye yönelik olarak, 'kötü niyetli unsurların tuzağına düşmemeleri' uyarısında bulundu. Bu ifadeler, ABD'nin İran Körfezi'ndeki gemi trafiğini koruma çabalarını sürdürürken, İran'ın provoke edici hareketlerine karşı ölçülü bir tutum sergilediğini ortaya koyuyor.
The New York Times ise ABD'nin bu tutumunu 'Beyaz Saray İran Savaşı'nın Bittiğini İleri Sürüyor, Füzeler Uçuşurken' başlığıyla aktardı. Gazeteci David E. Sanger, savunma yetkililerinin İran'ın eylemlerine rağmen maksimum güç kullanmaktan kaçınmasının delüzyon olarak değerlendirildiğini yazdı. ABD Başkanı Donald Trump ise daha önce, İran Körfezi'nin kapatılması durumunda ateşkesi ihlal edilmiş sayılacağını açıkça belirtmişti.
Ancak uluslararası ilişkilerde her durum siyah ve beyazdan ibaret değildir. Bazen, müzakere taktikleri olarak ifadeler kullanılabilir. Trump'ın başlangıçtaki bazı hedeflerinden, örneğin rejim değişikliği konusunda geri adım attığı görülüyor. Bu durum, ABD'nin uzun süreli bir çatışmaya sürüklenmekten kaçınma eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Bu arada, Trump sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran'ın 'üstünde anlaşmaya varılanları bırakmayı kabul etmemesi durumunda bombalama başlayacağını' ifade etti. ABD'nin bu ölçülü tutumu, nihayetinde gerçek bir kısıtlama olmayabileceği endişesini de beraberinde getiriyor.
RFK Jr.'dan Yeni 'İlaç Savaşı': SSRİ'lerin Kullanımına Sınırlama
Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr., ABD'de yeni bir 'ilaç savaşını' başlattı. Ancak bu savaşın hedefi, genellikle desteklediği psikedelik maddeler değil, seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRİ) olarak bilinen antidepresanlar.
RFK Jr., dün yaptığı açıklamada, Zoloft, Lexapro ve Prozac gibi yaygın olarak reçete edilen SSRİ'lerin kullanımını azaltmayı hedefleyen federal girişimleri duyurdu. ABD'de yetişkinlerin yaklaşık altıda biri SSRİ kullanıyor. Kadınların her yaş grubunda erkeklere kıyasla daha yüksek oranda SSRİ kullandığı görülüyor. Yetişkinlerde kullanım oranı son yıllarda artış göstererek, 2015-2018 yılları arasında yüzde 13'ten bugün yüzde 16'nın üzerine çıktı.
1988-1994 ile 2005-2008 yılları arasında yetişkinlerde ve ergenlerde SSRİ kullanım oranı neredeyse dört katına çıktı. Bu artış eğilimi günümüzde de devam ediyor. Kennedy, ruh sağlığı zirvesinde yaptığı konuşmada, 'Psikiyatrik ilaçlar tedavide bir rol oynar, ancak artık varsayılan tedavi olarak görülmeyecek. Uygun durumlarda, şeffaf bir şekilde ve gerekli olmadığında kesilecek şekilde kullanılması gereken bir seçenek olarak değerlendirilecek' dedi.
Kennedy ve uzun süredir kullanıcılar tarafından bildirilen yan etkiler arasında cinsel işlev bozukluğu, kilo alma ve duygusal hissizlik yer alıyor. Bu ilaçların bağımlılık yapıcı özellikleri de tartışmalara yol açıyor. RFK Jr.'ın girişimi, ABD'de ruh sağlığı tedavilerinin yeniden değerlendirilmesine yönelik önemli bir adım olarak görülüyor.