Yapay zeka (AI) startuplarının sayısı hızla artarken, bu şirketlerin ekonomik getiri sağlayıp sağlayamayacağına dair tartışmalar da giderek yoğunlaşıyor. Peki, bu girişimler nasıl bir stratejiyle yatırımcıların ve kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışıyor? Cevap, ofis kiralama tercihlerinde gizli.
Wall Street Journal’a konuşan New York merkezli emlak şirketi JLL’nin başkan yardımcısı Benjamin Bass, AI startuplarının çalışan sayısından çok daha büyük ofisler kiraladığını belirtiyor. Üstelik bu şirketlerin çoğu, çalışanlarının büyük bir kısmını uzaktan çalıştırdığı için ofis alanına ihtiyaçları oldukça sınırlı.
Örneğin, AI destekli sağlık girişimi Adonis, 3 Dünya Ticaret Merkezi’nde 25 bin metrekarelik bir ofis kiraladı. Bu alan, en liberal hesaplamayla bile en az 100 çalışana yetecek büyüklükte. Oysa şirketin kurulduğunda sadece 25 çalışanı vardı. Şimdi bu sayı 50-60’a yükselmiş olsa da, ofis alanının gerekliliği hala tartışmalı.
Adonis’in kurucu ortağı ve CEO’su Akash Magoon, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
‘Aslında şirkete size-12 ayakkabı alırken, o sırada size-4 ayakkabı giydiriyorduk. Bunun motivasyon sağlayacağını düşündük.’
Bazı AI şirketleri, New York’un rekabetçi emlak piyasasında uzun vadeli kiralıklar ararken, diğerleri için ofisler sadece ‘meşru bir işletme’ imajı yaratmanın bir aracı haline geldi.
AI girişimi Fazeshift’in CEO’su Caitilin Leksana, bir müşterinin şirketin fiziki varlığını sorguladığını ve bu nedenle ikinci bir ofis açmak zorunda kaldıklarını aktardı. Fazeshift’in sadece 12 kişilik bir ekibi olmasına rağmen, Manhattan’da ikinci bir ofis açtı.
Bu tercihlerdeki ortak nokta, AI şirketlerinin risk sermayesi yatırımcıları tarafından pompalanan büyük miktarlardaki nakit akışı. Henüz ekonomik getirisi olmayan bu girişimler, yatırımcıların güvenini sürdürmek için lüks ofisler ve diğer gösterişli harcamalarla dikkat çekmeye çalışıyor.