ABD İç Güvenlik Bakanlığı'na bağlı Göçmen Gözetim Ombudsmanı Ofisi (OIDO), 21 Mart 2025 tarihinde resmen kapatıldı. Bakanlık, ofisin "dağıtıldığını" ve 110 çalışanın 60 günlük idari izin sürecinin ardından 23 Mayıs 2025'te işten çıkarılacağını duyurdu.

Ofisin kapanması, göçmenlerin kaldığı gözetim merkezlerindeki koşulları bağımsız olarak denetleyen son kurumun da ortadan kalkması anlamına geliyor. OIDO, 2019 yılında Kongre tarafından kurulan ve ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı (ICE) ile Sınır Koruma Bürosu'nun (CBP) tesislerinde yaşanan ihlalleri araştırmakla görevlendirilmişti.

Ofisin kapatılmasıyla birlikte, göçmenlerin şikayetlerini yerinde dinleyip çözüm üreten son mekanizma da ortadan kalktı. Allison Posner adlı eski bir göçmen avukatı ve OIDO'nun kuruluşunda görev alan isimlerden biri, ofisin kapatılmasını "kalbi kırıcı" olarak nitelendirdi:

"Tesislere gidiyor, insanlarla konuşuyor ve bireysel sorunlarını çözüyorduk. Artık kimse bunu yapmıyor. Göçmenler artık şikayetlerini Washington'a göndermek yerine, tesislere haftalık ziyaretlerimiz sırasında doğrudan birilerine anlatabileceklerdi. Bu sistemi iyi bir noktaya getirmiştik, ama şimdi tamamen ortadan kalktı."

OIDO'nun görevleri arasında, özel şirketler ve devletler tarafından işletilen 100'den fazla gözetim merkezine hem planlı hem de plansız denetimler yapmak ve göçmenlerin insan hakları ihlallerini araştırmak bulunuyordu. Ofis, İç Güvenlik Bakanlığı'na doğrudan bağlı olmasına rağmen, ICE ve CBP'den bağımsız çalışıyordu. Bu sayede, göçmenlerin şikayetleri doğrudan ve hızlı bir şekilde ele alınabiliyordu.

Eski çalışanlar ve insan hakları savunucuları, ofisin kapatılmasının göçmen hakları için ciddi bir gerileme olduğunu vurguluyor. Posner, ofisin kapatılmasını şu sözlerle eleştirdi:

"Bu sistem iyi çalışmaya başlamıştı. Artık kimse göçmenlerin sesini duyamayacak, onların sorunlarını çözemeyecek. Bu, özellikle kalbi kırıcı."

OIDO'nun kapanması, ABD'de göçmenlerin maruz kaldığı kötü koşulların daha da görünmez hale gelmesine yol açacak. Uzmanlar, bu kararın göçmen hakları mücadelesinde önemli bir kayıp olduğunu belirtiyor.