Kôji Fukada’nın yeni filmi Nagi Notlar, tıpkı en etkileyici sahnelerinde odak noktası olan heykeller gibi, yönetmenin bir şeyleri ortaya çıkarmaya çalıştığı bir yapıt. Bazen derin kesiklerle karakterlerinin derinliklerine inerken, bazen de kenarlardan hafifçe dokunarak, neyi anlatmak istediğinden emin olamadığı bir film izlenimi bırakıyor. Sanki Fukada, karakterlerinin konturlarını keşfederken onlara henüz tam bir şekil verememiş gibi.

Fukada’nın daha odaklı ve güçlü Love Life filminin aksine, Nagi Notlar daha az olgun ve etkileyici olsa da, göz ardı edilemeyecek bir derinliğe sahip. Düşük tempolu bir drama olarak başlayan film, sanatın yaratılma sürecine ve bu süreçte oluşan bağa odaklandığında canlanıyor. Özellikle heykel yapımının anlatıldığı samimi sahnelerde, filmdeki patlama sesleri gibi gürültüler kayboluyor ve geriye daha anlamlı, daha gerçek bir ses kalıyor.

Nagi Notlar, ilk gösterimini Çarşamba günü Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümünde yaptı. Film, mimar Yuri (Shizuka Ishibashi) ve eski yengesi olan sanatçı Yoriko (Takako Matsu) arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Yuri, Tokyo’nun kalabalığından ayrılarak, Nagi adlı kırsal bir kasabaya gidiyor. Burası öylesine küçük bir yer ki, yerel radyo her ölen kişinin ölüm ilanını yayınlıyor. Aynı zamanda, dünyanın geri kalanı da filmde hep arka planda kalıyor; bölgede sürekli yapılan askeri tatbikatların sesleri ve Ukrayna’daki savaşın bu küçük topluluk üzerindeki etkileri görülüyor.

Ancak hayat devam ediyor. Bu arka planın içinde, iki kadın geçmişteki acılarını konuşmaya başlıyor ve gelecekleri hakkında düşünüyor. Yuri, Yoriko’nun heykel yapımında ilham kaynağı olurken, film yavaş tempolu ve nazik sahnelere yer veriyor. İki kadın birbirleriyle konuşuyor, nasıl buraya geldiklerini anlatıyor. Birbirlerine takılıyorlar, şakalaşıyorlar. Steven Soderbergh’in Christophers filmindeki gibi iki sanatçının birbirini provoke ettiği bir mücadeleden ziyade, Kelly Reichardt’ın Showing Up filmine benzer şekilde, yaratım sürecini inceliyor.

Filmde yaratıcı bir kıvılcım yakalamaktan çok, hiçbir şeyden bir şey yaratmanın otantik ve büyüleyici deneyimine tanık oluyoruz. Heykeller özenle işlenmiş olsa da, en ilgi çekici unsurlar iki kadın. Film onları biraz mesafeli tutsa da, izleyiciyi derinden etkileyen bir bağlantı kurmayı başarıyor.

Kaynak: The Wrap