Maine Eyaleti'nde yer alan Augusta Okul Kurulu'nun (Augusta Bd. of Ed.) toplantılarında yapılan kamu yorumlarına yönelik kısıtlamalar, federal bir yargıç tarafından Anayasa'nın Birinci Değişikliği'ne aykırı bulunarak iptal edildi.

Blanchard davasında karar veren ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Stacey Neumann (D. Me.), okul kurulu toplantılarında 'dedikodu', 'hakaret edici dil', 'kaba dil' ve 'okul sistemi çalışanları ya da belirli öğrenciler hakkında şikayet veya iddialar' gibi ifadelerin yasaklanmasını öngören politikaların, Anayasa'nın ifade özgürlüğü maddesini ihlal ettiğini belirtti.

Tarafların anlaşmasına göre, kamu yorum süreci 'sınırlı kamu forumu' olarak kabul edildi. Bu tür forumlarda, devletin belirlediği konularla sınırlı olmak üzere ifade özgürlüğü korunurken, kısıtlamaların 'görüşten bağımsız' ve 'makul' olması gerekiyor. Mahkeme, incelenen dört kısıtlamanın bu koşulları karşılamadığını tespit etti.

Dedikodu Yasağı: Belirsizlik ve Keyfilik Riski

Yargıç Neumann, okul kurulu tarafından 'dedikodu' olarak tanımlanan ifadelerin, Merriam-Webster sözlüğünde 'başka insanların davranışları veya özel yaşamları hakkında söylentiler veya bilgiler' olarak yer aldığını belirtti. Bu tanımın okul veya eğitimle ilgili konularla sınırlı olmadığına dikkat çekti.

Örneğin, öğretmenlerin, yöneticilerin veya kurul üyelerinin davranışları hakkında yapılan yorumlar, doğrudan okul politikalarıyla ilgili olabilir. Ancak politika, 'dedikodu' kavramını net bir şekilde tanımlamadığı için, konuşmacılar neyin izin verildiğini kestiremiyor ve yetkililer keyfi uygulamalara yönelebiliyor.

Yargıç, 'Belirsizlik, konuşmacıların neyin izinli olduğunu tahmin etmesini zorlaştırıyor ve yetkililerin keyfi uygulamalara yol açabilecek geniş bir takdir yetkisine sahip olmasına neden oluyor' dedi.

Dedikodu yasağı, aynı zamanda 'ifade özgürlüğünün aşırı genişletilmesi' riskini de taşıyor. Örneğin, bir veli çocuğunun eğitimini etkileyen bir öğretmenin davranışı hakkında konuşabilir ya da bir vatandaş, okul bütçesiyle ilgili bir yöneticinin eylemleri hakkında bilgi verebilir. Bu tür konuşmalar keskin olsa da Anayasa tarafından korunuyor ve okul işleyişiyle doğrudan ilgili.

Hakaret Edici Dil: Görüş Ayrımcılığına Açık Kapı

Hakaret edici dil tanımı da benzer şekilde sorunlu bulundu. Merriam-Webster'e göre 'hakaret edici', 'sert ve aşağılayıcı' ya da 'sert ve aşağılayıcı dil kullanımı' anlamına geliyor. Temmuz 2025'te yapılan bir kurul toplantısında başkan, 'hakaret edici dil' kavramını 'bir kişiyi inciten veya saldırgan olan dil' olarak tanımlamıştı.

Bu tanım, hedef alınan görüşe karşı ayrımcılık yapılmasına yol açıyor. ABD Yüksek Mahkemesi'nin Matal v. Tam (2017) kararında da vurgulandığı gibi, 'insanları rahatsız etmek bir görüştür'. Benzer politikaları değerlendiren diğer mahkemeler de aynı sonuca ulaşmıştı.

Yargıç, okul kurulunun 'hakaret edici dil' yasağını daha dar ve görüşten bağımsız kriterlerle (örneğin, gerçek bir rahatsızlık yaratma, bağırma, tehdit veya taciz) yeniden düzenlemesi gerektiğini belirtti. Aksi takdirde, bu tür kısıtlamaların Anayasa'ya aykırı olacağına işaret etti.

Sonuç: Okul Kurulları İfade Özgürlüğüne Saygı Duymalı

Karar, okul kurullarının kamu toplantılarında ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı politikalar uygulamaktan kaçınması gerektiğini vurguluyor. Yargıç Neumann, okul yönetimlerinin eleştiriye açık bir ortam yaratması gerektiğini ve bu tür kısıtlamaların ancak çok dar çerçevelerde ve görüşten bağımsız olarak uygulanabileceğini belirtti.

Uzmanlar, bu kararın, okul kurullarının ifade özgürlüğüne yönelik keyfi müdahalelerini sınırlayacağını ve vatandaşların okul politikalarını daha özgürce tartışabilmesini sağlayacağını değerlendiriyor.

Kaynak: Reason