Geri Bildirimden Kaçınmak Neden Pahalıya Mal Oluyor?
Ekip üyelerine geri bildirim vermekten kaçınıyorsanız yalnız değilsiniz. Bu durumun yaygın olmasının nedeni, çoğu yöneticinin umursamaması değil; aksine, bu konuşmanın sıkıntılı ve rahatsız edici hissettirmesidir. Yöneticiler genellikle sorunun kendiliğinden düzeleceğini umarlar. Ancak gerçek şu ki: çoğu zaman düzelmez.
Bu konuyu farklı açılardan deneyimledim: çalışan, yönetici, iş hukuku uzmanı ve yıllarca İK alanında çalışan biri olarak. Geri bildirimden kaçınmanın maliyeti, asla vermek istemediğiniz o konuşmanın maliyetinden çok daha yüksek oluyor.
Yasal ve İnsani Açıdan Geri Bildirimin Önemi
İş hukuku perspektifinden bakıldığında, bu durum sıkça karşılaşılan bir sorundur. Bir yönetici performans sorununu nihayet gündeme getirmeye karar verdiğinde, geçmiş kayıtlar farklı bir hikaye anlatır:
- Sorun çok daha uzun süredir devam ediyor olabilir.
- Hiçbir şekilde belgelenmemiştir.
- Çalışan, değerlendirmelerinde olumlu hatta parlak bir tablo gördüğü için durumu fark etmemiş olabilir.
Bunun nedeni? Kimse o sıkıntılı konuşmayı yapmak istememiştir. Sonuçta, belgelenmemiş bir geçmiş, gerçek bir problem ve çözülmesi giderek zorlaşan bir durum ortaya çıkar. Bu da hem riskli hem de maliyetli hale gelir.
İnsani açıdan bakıldığında ise çalışanların işten çıkarılma nedenlerine dair Glassdoor yorumlarına bakın:
“Patronum bana çok fazla geri bildirim verdi.” diyen neredeyse yok. Bunun yerine şunlar yazılıyor:
- “İşten çıkarılana kadar durumum hakkında hiçbir fikrim yoktu.”
- “Beklentileri karşılamadığımı geç öğrendim.”
- “Patronum hiçbir zaman dürüst davranmadı.”
Geri bildirimden kaçınmak ne çalışanınızı ne de kurumunuzu korur. Sadece çalışanların gelişimini engeller ve sizi hayal kırıklığına uğratır.
Neden Kaçınıyoruz? Kendimize Dürüst Olalım
Eğer siz de geri bildirim vermeyi erteliyorsanız, bunun altında yatan bir neden olabilir. Bu nedeni anlamak ve kabul etmek önemlidir. Aşağıdaki cümleler size tanıdık geliyorsa, bu durum yalnızca sizinle ilgili değil; çoğu yöneticinin karşılaştığı yaygın bir durumdur:
“Onlara bir şey söylemedim çünkü üzüleceklerini düşünüyorum – ve zaten hiçbir şey değişmeyecek. Onları kişilik olarak seviyorum ve tam olarak neyin yanlış olduğunu tarif etmek de zor. Sadece ‘iyi değil’. Zamanla düzeleceğini düşünüyorum. Konuyu gündeme getirmeyi her düşündüğümde ise daha acil bir şey çıkıyor ve ‘haftaya konuşurum’ diyorum.”
Bu durum sizi suçlamak için değil; aksine, çoğu yöneticinin eğitim almadığı bir konuda insani bir tepki olduğunu göstermek için paylaşıldı. Ancak bu düşünce kalıbını sürdürmek ne size ne de ekibinize fayda sağlar. Eninde sonunda gerçek bir konuşma yapmanız gerekir.
Geri Bildirimden Kaçınmayı Yeniden Düşünmek İçin ‘Dur-Düşün-Harekete Geç’ Yöntemi
‘Dur-Düşün-Harekete Geç’ çerçevesi, geri bildirim verme konusunda özellikle yardımcı olur. Çünkü anlık olarak kolay gibi görünen ‘ertele-umut et’ alışkanlığı, zamanla çok daha büyük maliyetlere yol açar.
1. Durun
Bir sonraki birebir toplantınızdan önce ya da bir hafta daha geçmeden durun ve şu soruyu kendinize sorun:
“Hangi geri bildirimleri vermeyi erteliyorum?”
2. Düşünün
Bu geri bildirimi vermeyi ertelemenizin altında yatan gerçek nedenleri düşünün. Bu durumun hem çalışanınıza hem de size nasıl zarar verdiğini değerlendirin. Unutmayın: açık iletişim, güven inşa eder.
3. Harekete Geçin
Bir plan yapın. Geri bildirimi nasıl ve ne zaman vereceğinizi belirleyin. Konuşmayı ertelemek yerine, küçük adımlarla başlayın. Örneğin, bir sonraki toplantınızda doğrudan ve yapıcı bir şekilde durumu değerlendirin.
Sonuç: Açık İletişim Her Zaman En İyi Seçenektir
Geri bildirimden kaçınmak kısa vadede rahatlık sağlayabilir, ancak uzun vadede hem çalışanlarınızın gelişimini engeller hem de kurumunuz için risk oluşturur. Zamanında ve yapıcı geri bildirim, hem bireysel hem de kurumsal başarı için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, sıkıntılı da olsa, gerekli konuşmaları yapmaktan kaçınmayın.