Tarihi Su Krizinin Ortasında Bir Kent: Corpus Christi
Corpus Christi’nin su sıkıntısı, kentin kuruluşundan itibaren var olan bir sorun. 1845 yılında Meksika-Amerika Savaşı sırasında General Zachary Taylor’un birliklerinin konuşlandığı bir kamp olarak kurulan şehir, o dönemde bile yeterli suya sahip değildi. Tejanolar, Amerikan yerleşimciler ve İspanyol çiftçiler, sınır bölgelerine yerleşerek varlıklarını sürdürmek için arroyoları, sarnıçları ve kükürtlü kuyuları kullanmak zorunda kaldılar. Yerli Karankawa halkı ise su kaynaklarını korumak amacıyla bölgede göçebe bir yaşam sürdürdü.
Tarihçi Alan Lessoff’un Where Texas Meets the Sea: Corpus Christi and Its History adlı kitabında da belirttiği gibi, Corpus Christi’nin su sorunu yüzyıllardır devam eden bir mücadele haline geldi. Nehirlerin barajlarla kontrol altına alınması, bu barajların başarısız olması, Büyük Buhran dönemindeki büyük rezervuar projeleri, yeraltı sularının tükenmesi, bölgesel su idarelerinin birleştirilmesi ve 160 kilometre uzaktan su taşınması gibi çözümler denenmesine rağmen sorun devam etti. Phoenix, Las Vegas ve Los Angeles gibi batıdaki diğer şehirler de benzer su sıkıntıları yaşadı. Ancak Corpus Christi, hiçbir zaman bir süper kent olamamış olmanın verdiği eziklikle, şimdi ABD’nin ilk büyük su kıtlığı yaşayan metropolü olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Su Rezervleri %10’un Altında
Corpus Christi, Meksika Körfezi’nin kıyısında bulunmasına rağmen, içme suyu rezervleri toplam kapasitenin %10’unun altında. Kasım ayında 'Su Günü' olarak adlandırılan ve şehrin su kaynaklarının tamamen tükenmesi anlamına gelen bu tarih, ancak 50-75 santimetre yağmur yağması halinde ertelenebilir. Bu miktar ise ancak bir kasırga sırasında görülen yağışlara denk geliyor. Desperasyonun insanı umutsuzluğa sürükleyen bir yanı var: Corpus Christi, kurtuluşu en kötü senaryolardan birine, yani kasırgaya bağlamak zorunda kaldı.
Su Krizinin İlk Belirtileri: 2016
Corpus Christi’nin su krizinin ciddiyetinin ilk sinyalleri 2016 yılında ortaya çıktı. Temmuz 2015, Eylül 2015 ve Mayıs 2016 aylarında şehir, 22 gün boyunca su kaynatma uyarısı yayınladı. Bu uyarılar, E. coli bakterisi bulaşması, klor seviyelerinin düşmesi ve dezenfektan eksikliğine işaret eden bakterilerin varlığı nedeniyle verildi. Su kalitesindeki bu sorunların kaynağı, kuraklık dönemlerinde eski borularda oluşan 'ölü bölgelerde' bakterilerin çoğalmasıydı.
Ancak en ciddi olay 14 Aralık 2016 tarihinde yaşandı. Akşam saatlerinde şehir, 317 bin sakini için en sıkı su uyarısını yayınladı: 'Su kullanmayın' emri. Yerel bir asfalt tesisinden kaynaklanan kimyasal sızıntı nedeniyle su şebekesine karışan korozif madde, dört gün boyunca içme, diş fırçalama ve duş alma dahil tüm su kullanımlarını yasakladı. Bu olayın ardından Isabel Araiza, For the Greater Good adlı yerel bir sivil toplum örgütünün kurucu ortağı olarak, şehrin su politikaları ve sorunları hakkında daha fazla bilgi edinmek için acil bir toplantı düzenledi ve grubuyla birlikte harekete geçti.
Kasırga Umudu: Son Çare
Corpus Christi’nin su krizine yönelik umutsuz çabaları, tarihsel bir ironiyi de beraberinde getiriyor. Körfez kıyısında yer alan şehir, artık kurtuluşunu doğanın en yıkıcı olaylarından birine, kasırgaya bağlamak zorunda kaldı. Kasım ayında su kaynaklarının tamamen tükenmesi beklenen şehir, 50-75 santimetre yağmur yağması durumunda bu tarihi erteleyebilecek. Ancak bu miktar, ancak bir kasırga sırasında oluşabilecek bir yağışa denk geliyor. Bu durum, Corpus Christi’nin su krizinin ne kadar derin olduğunu ve kurtuluşunun ne kadar zor olduğunu gözler önüne seriyor.
Corpus Christi’nin su krizine yönelik mücadelesi, sadece yerel bir sorun olmaktan öte, ABD’nin su yönetimi ve altyapı politikalarının da bir yansıması olarak görülüyor. Şehrin yaşadığı bu kriz, diğer kentlere de bir uyarı niteliği taşıyor.