Adalet Bakanlığı'ndan Gözden Geçirilmiş Seçmen Verisi Toplama Planı

Trump yönetimi, ulusal çapta seçmen verisi toplama girişiminin yasal gerekçesini açıklayan bir görüş yayınladı. Adalet Bakanlığı Hukuk Danışma Ofisi tarafından Salı günü yayımlanan bu belge, federal hükümetin seçmen uygunluğunu denetleme yetkisini genişletmeyi hedefliyor. Ancak bu iddia, daha önce mahkemeler tarafından defalarca reddedilmişti.

Yasal Dayanak: 1960 Medeni Haklar Yasası ve Diğer Mevzuatlar

Yayımlanan görüşe göre, seçimlerin yönetimi esas olarak eyaletlere ait olsa da, federal hükümetin bu alandaki denetim rolü de yasal dayanaklara sahiptir. Bakanlık, bu gerekçeyi 1960 Medeni Haklar Yasası'nın 22 aylık kayıt saklama zorunluluğuna dayandırıyor. Bu yasa, seçim yetkililerinin, olası medeni hak ihlallerini araştırmak amacıyla seçim kayıtlarını 22 ay boyunca saklamasını şart koşuyor. Bakanlık, bu hükmün, Başsavcı'nın yazılı talep üzerine bu kayıtlara erişim sağlama yetkisini de kapsadığını iddia ediyor.

Bakanlık ayrıca, Amerika'da Oy Verme Yasası (HAVA), Ulusal Seçmen Kayıt Yasası ve Oy Hakları Yasası gibi diğer federal seçim yasalarını da dayanak olarak gösteriyor. Bu yasaların, eyaletleri, seçim sistemlerini modernize etmeye, erişilebilirliği artırmaya ve kayıtlı seçmen listesini güncel tutmak için kayıt dışı kalanları çıkarmaya zorladığını belirtiyor. Bakanlık, bu yasalara dayanarak, federal hükümetin ulusal çapta veri toplama ve paylaşma yetkisini genişletmeyi amaçlıyor.

Göçmenlerin Seçmen Kayıtlarında Yer Alması: Kritik Bir Nokta

Bakanlık görüşünde, yasadışı göçmenlerin seçmen kayıtlarında yer almasının, federal hükümetin ulusal veri toplama ve göçmenlik yetkilileriyle paylaşma girişimini tetikleyebileceğini savunuyor. Belgeye göre, "Yasadışı göçmenler oy kullanmaya uygun olmadığından, bu kişilerin eyalet seçmen kayıtlarında yer alması, genel olarak uygulanan bu yasaların ihlal edildiği anlamına gelir."

Mahkemeler ve Seçim Yetkilileri Tarafından Reddedilen Girişim

Ancak bu görüş, federal mahkemeler tarafından defalarca reddedildi. Altı farklı dava, Adalet Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığı tarafından, eyaletleri federal taleplere uymaya zorlamak amacıyla açılmıştı. Tüm bu davalar, ya reddedildi ya da eyaletlerin lehine sonuçlandı. Ayrıca, eyaletler tarafından yapılan sayımlar, denetimler ve araştırmalar, kayıtlı seçmenler arasında yabancı uyrukluların oranının son derece düşük olduğunu ortaya koydu. Bu kişilerin seçimlerde oy kullanma olasılığı ise neredeyse sıfıra yakın.

Uzmanlardan ve Seçim Yetkililerinden Tepkiler

Seçim Yenilik ve Araştırma Merkezi Yönetim Direktörü David Becker, bu görüş hakkında şunları söyledi:

"Altı mahkeme, hatta mevcut başkan tarafından atanmış iki yargıç bile, bu görüşün 'kağıt üzerinde bile değeri olmadığını' düşünüyor."

Becker, aynı zamanda eski bir Adalet Bakanlığı kıdemli dava avukatı olarak, federal hükümetin ve Beyaz Saray'ın, eyaletlerin seçmen kayıtlarını denetleme konusunda yasal veya anayasal bir yetkisinin olmadığını savunuyor.

Vermont Eyaleti Devlet Sekreteri Sarah Copeland Hanzas da benzer bir tepki verdi:

"Bu görüş, basılmaya bile değmez. Hatta 41 sayfalık bu hayal ürünü belgeyi depolamak ve iletmek için harcanan elektronlar bile boşa gidiyor."

Eyaletler Federal Taleplere Karşı Çıkmaya Devam Ediyor

Seçim yetkilileri, federal hükümetin taleplerine büyük ölçüde direniyor. Örneğin, Batı Virginia Eyaleti Devlet Sekreteri Kris Warner, federal hükümetin taleplerini reddettiğini açıkladı:

"Eğer istiyorlarsa, alabilirler: Tüm eyalet kayıtlarını 500 dolara herkes satın alabilir. Ancak kişisel bilgiler değil."

Warner, Ocak ayında yaptığı açıklamada, eyalet yasalarının kişisel bilgilerin paylaşılmasını yasakladığını vurguladı. Bu durum, federal hükümetin taleplerinin eyaletler tarafından nasıl karşılanmadığını gösteriyor.

Sonuç: Yasal Dayanak Tartışmalı, Uygulama Zor

Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı bu görüş, federal hükümetin seçmen verilerine erişim taleplerini yasal bir zemine oturtmaya çalışsa da, hem mahkemeler hem de eyaletler tarafından sürekli olarak reddediliyor. Seçim uzmanları ve yetkilileri, bu girişimin hem yasal hem de pratik açıdan uygulanabilir olmadığını savunuyor. Bu durum, federal hükümetin seçim sürecine müdahale etme çabalarının gelecekte de devam edip etmeyeceği konusunda belirsizlik yaratıyor.

Kaynak: CyberScoop