Üniversal Beyzbol Birliği, Prop. J. Henry Waugh, sadece bir oyun değil; bir yaşam biçimi. Yazarın gençlik yıllarında keşfettiği bu benzersiz evren, edebiyatın sınırlarını zorlayan bir deneyim sunuyor. Peki, bu gizemli dünyaya nasıl dahil olabilirsiniz?
Üniversite yıllarımın sonlarına doğru, kendimi neredeyse kusursuz bir şekilde örtüştüren bir özgüven ve ukalalık dönemindeydim. O zamanlar, gerçek bir romanın ne olduğunu ve ne için yazıldığını bildiğime emindim. Okuduklarım ve okuduklarım hakkında yazılan eleştirilerden anladığım kadarıyla, romanlar genellikle mutsuz bir evlilik yaşayan erkeklerin hikayeleriydi. Bazen İngiliz, bazen üniversite profesörü, bazen de iş dünyasında çalışan biri oluyorlardı. En azından benim anladığım kadarıyla, hikayeler hep bu kalıplarda dönüp duruyordu.
Bu kitapların bir kısmı, hem okumaktan zevk aldığım hem de hayran kaldığım eserlerdi. Elbette Saul Bellow gibi yazarların, mutsuz bir evlilik yaşayan erkeklerin duygularını ve anlamlarını anlatan eserleri de vardı. Ancak bu tür kitapların bana hissettirdiği şey, bir şekilde kısıtlayıcıydı. Bu durumun tek nedeni, henüz bu kitaplarda anlatılan deneyimleri yaşamamış olmam değildi—ki bu da muhtemelen işleri daha da zorlaştırıyordu. Asıl sorun, tüm bunların, tanıdık mekânlarda ve sürekli tekrarlanan hikayelerde geçiyor olmasıydı. Bana göre, bu durum doğru değildi.
Ancak bu, büyük Amerikan romancısı olma hayalinden vazgeçtiğim anlamına gelmiyordu. Okuldan mezun olduktan neredeyse on yıl sonra bile bu hayalimden vazgeçmemiştim. Önceleri yaşadığım kişisel kimlik bunalımı, zamanla yerini bir rahatlama hissine bıraktı. Ancak geriye baktığımda, o dönemde okuduğum kitapların neden bu kadar heyecan verici ve canlı hissettirdiğini anlıyorum. O kitaplar, bana hep tanıdık gelen odaların duvarlarında delikler açmış ya da benim beklediğim jestleri yapmayı reddetmişti. Ben o odaların detaylarını, tasarımlarını ve zekice yerleştirilmiş unsurlarını incelerken, aslında ne kadar dar ve havasız olduklarını fark etmemiştim.