ABD Yüksek Mahkemesi’nin Oy Hakları Yasası’nın kalan son önemli maddesini ortadan kaldırmasının ardından sadece bir hafta geçti. Tennessee, bu kararın ardından Güney eyaletleri arasında ilk adımı atarak, siyah çoğunluklu son seçim bölgesini ortadan kaldıran yeni bir seçim haritası çıkarmaya hazırlanıyor.
Hızla hazırlanan bu harita, Demokratların son kalesi olan ve nüfusunun %60’dan fazlası siyah olan Memphis kentini üç parçaya bölüyor. Bu yeni düzenlemeyle, Memphis’in siyah seçmen nüfusu, yüzlerce kilometre uzaklıktaki kırsal alanlara yayılan ve çoğunlukla beyaz Cumhuriyetçilerin hakim olduğu seçim bölgelerine dağıtılıyor. Bu durum, kentin siyah seçmen topluluğunun siyasi temsilini tamamen ortadan kaldırıyor. Memphis’in kendi kongre bölgesi, 1923 yılından beri varlığını sürdürüyordu.
Harita ayrıca, Nashville kentini de beş parçaya böldü. Daha önceki seçim döneminde de parçalanan Nashville, bu kez de azınlık seçmenlerinin gücünü daha da zayıflatmak için beş ayrı seçim bölgesine ayrıldı. Bu değişiklikler hem uygulamada hem de sembolik olarak büyük bir etki yaratacak. Martin Luther King Jr.’ın son sivil haklar kampanyasını yürüttüğü ve nihayetinde suikaste uğradığı yer olan Memphis’te, artık siyah seçmenlerin tercih ettiği adayları seçme şansı kalmayacak.
Günümüzün sivil haklar liderleri, King’in oğlu da dahil olmak üzere, bu hamleyi Jim Crow yasalarının geri dönüşü olarak nitelendiriyor. Martin Luther King III, Tennessee yasama üyelerine gönderdiği mektupta, "Memphis’teki siyah seçmenlere adil temsil imkanı sağlayan tek kongre bölgesini ortadan kaldırmayın. Bu ülkeyi Jim Crow günlerine geri götürmeyin" uyarısında bulundu.
Tennessee yalnız değil. Yüksek Mahkeme’nin Louisiana’daki ikinci siyah çoğunluklı kongre bölgesini ortadan kaldıran kararının ardından, en az dört Güney eyaleti — Alabama, Louisiana, Mississippi ve Güney Carolina — ara seçimlerden önce yeni seçim haritaları çıkarmayı planlıyor. Bu değişiklikler, Demokratların ABD Temsilciler Meclisi’ni yeniden kazanma şansını önemli ölçüde azaltabilir ve dört ila altı Demokrat temsilcinin görevden alınmasına yol açabilir.
Oy hakları savunucuları, Louisiana v. Callais kararının, Reconstruction Dönemi’nin sonundan bu yana Güney’de siyah temsilin en büyük düşüşüne yol açabileceği konusunda uyarıyor. Bu hamleler, Yüksek Mahkeme kararının ardından şaşırtıcı bir hızla hayata geçiriliyor.
Tennessee’nin 9. kongre bölgesinde görev yapan Demokrat Meclis Üyesi Steve Cohen’e karşı yarışan Demokrat Temsilci Justin Pearson, "Bu tesadüf değil, kasıtlı bir hamle" diyor. Pearson, "Tennessee, Mississippi, Alabama ve Louisiana’da siyah siyasi gücü hedef alıyorlar. Reconstruction Dönemi’nden bu yana siyah gücünün en büyük temizliğine tanık oluyoruz" ifadelerini kullanıyor.
Yüksek Mahkeme’nin muhafazakar çoğunluğu, bu sonucu elde etmek için yıllardır süregelen içtihatları tamamen göz ardı etti. Mahkeme, 2006 yılında gölge dava olarak karara bağlanan Purcell ilkesi uyarınca, seçim yılı içinde seçmenleri karışıklığa sokacak değişikliklerden kaçınılması gerektiğini savunuyordu. Ancak Aralık ayında, Yüksek Mahkeme, bir alt mahkemenin siyah ve Hispanik seçmenlere karşı ayrımcılık yaptığına hükmettiği Teksas seçim haritasını yeniden yürürlüğe koydu. Mahkeme, seçimlere çok yakın olduğu gerekçesiyle bu kararı aldı.