Geçmişin Gölgesinde

O olaydan yıllar sonra artık o sahneyi geride bıraktınız. Dışarıdaki duruşma binasının önündeki toprak saksıya bıraktığı İsviçre çakısını hatırlıyorsunuz. Alarmı tetiklememek için yaptığı o hareket, aslında ikinizin de yıllar boyunca birbirinize yettiğini gösteriyordu. O kadar çok korkuttunuz, o kadar çok incittiniz ki sonunda mahkeme salonunda buluştunuz.

Yaşlılıkta Yeniden Doğuş

Geçmişe baktığınızda artık o anları soğukkanlılıkla gözlemleyebiliyorsunuz. Hatta belki de acıyarak bakıyorsunuz. Çünkü onlar artık size ait olmayan, okumaktan vazgeçtiğiniz bir romanın karakterleri gibi görünüyor. Hikaye o kadar aşınmış ki, karakterler gençliklerinin ve cahilliklerinin getirdiği kırılganlığı taşıyor. Onları affetmek, ilk bakışta kolay değil.

Kadının Portresi

Kadını şimdi şehir parkındaki bir şist kayasının üzerine oturmuş hayal edin. Gözlerinin ve ağzının etrafında kırışıklıklar oluşmuş. Beş yüz milyon yaşındaki bu kaya, onun geçmişinin ağırlığını taşıyor. Yetmişini geçmiş kadın, eski bir Hint pamuklu elbise giyiyor; biraz yıpranmış, tıpkı kırık şist gibi. Bir buzula benzeyen acılar onu oraya bırakmış. Kendine ait şiddeti atlattı. Belki de artık hikayesini anlatmaya başlayacaktır.

"Geçmişin acıları, geleceğin umutlarına dönüşebilir. Sadece dinlemek ve anlamak gerekir."