Yeni bir gen tedavisi, doğuştan işitme kaybı yaşayan çocuklara umut ışığı oldu. Regeneron Pharmaceuticals şirketinin araştırmacıları tarafından geliştirilen tedavi, geçtiğimiz hafta başarılı sonuçlarla tanıtıldı. 18 aylıkken tedavi gören hasta Travis Smith, artık duyabiliyor.
Tedaviye katılan 10 aylık ile 16 yaş arasındaki çocukların %80'inde önemli işitme iyileşmesi gözlemlendi. Bunların %42'si normal işitme düzeyine ulaştı; hatta fısıltıları duyabilme yetisi kazandı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanan tedavi, genetik hastalıkların tedavisinde yeni bir çığır açtı.
Bu gelişmeler, Down sendromu gibi genetik hastalıkların tedavisinde de umut veriyor. Harvard Tıp Fakültesi araştırmacıları, CRISPR teknolojisini kullanarak Down sendromuna neden olan 21. kromozomun baskılanmasına yönelik önemli bir adım attı. Henüz hücre düzeyindeki deney aşamasında olan çalışma, gelecekte Down sendromu tedavisine zemin hazırlayabilir.
Down sendromu nedir? Bu genetik durum, kişinin 21. kromozomunda fazladan bir kopya bulunmasıyla ortaya çıkar. Zeka geriliği, gelişimsel gecikmeler, kalp ve sindirim sistemi sorunları ile Alzheimer riskinin artması gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açar. Şiddeti kişiden kişiye değişse de, bireylerin yaşam boyu desteklenmeye ihtiyacı vardır.
CRISPR'in potansiyeli sadece Down sendromuyla sınırlı değil. Geçtiğimiz dönemde orak hücre anemisi ve üre döngüsü bozukluğu gibi ciddi genetik hastalıkların tedavisinde de başarılı sonuçlar elde edildi. Bu teknoloji, gelecekte birçok genetik rahatsızlığın kökünden tedavi edilmesine olanak tanıyabilir.
Etik tartışmalar ve gelecek senaryoları
Harvard araştırmasının henüz erken aşamada olduğunu vurgulayan uzmanlar, CRISPR teknolojisinin Down sendromu tedavisinde umut vaat ettiğini belirtiyor. Peki, bu gelişme prenatal dönemde fetuslara uygulanabilir mi? ABD'de Down sendromu prenatal testi pozitif çıkan gebelerin yaklaşık %67'si gebeliği sonlandırma kararı alıyor. Eğer kromozom baskılanması doğum öncesi güvenle yapılabilirse, bu oran değişebilir.
Ancak tedavinin sadece doğum öncesi değil, doğum sonrası çocuk ve yetişkinlere de uygulanması gündeme geliyor. Warwick Üniversitesi biyoetik uzmanı Felicity Boardman, genetik tedavilerin engellilik durumlarına yönelik olumsuz algıları pekiştirebileceği uyarısında bulunuyor. Engellilik, bireyin değerini azaltmaz ve toplumdaki katılımını engelleyen bariyerler giderek azalıyor.
Öte yandan, Regeneron'un işitme kaybı tedavisi gibi başarılı uygulamalar, birçok engelli bireyin ve yakınlarının düzeltici tedavilere yöneldiğini gösteriyor. Örneğin, ABD'de yaklaşık 315 bin sağır kişi, işitme yetisini kazanmak için koklear implant kullanıyor. Benzer şekilde, körlük tedavilerine yönelik genetik çalışmalar da hız kazanıyor. Yetişkin bireyler tedavi konusunda bilinçli onam verebilirken, bebekler ve çocuklar için ebeveynlerin karar vermesi gerekiyor.
Uzmanlar, genetik tedavilerin sunduğu fırsatların yanı sıra, toplumsal algı ve etik boyutlarının da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Gelecekte, bu teknolojilerin nasıl uygulanacağı ve toplum tarafından nasıl karşılanacağı, bilim dünyasının yanı sıra politika yapıcıları ve toplumun da gündeminde yer alacak.