Marvel’ın Daredevil: Yeniden Doğuş dizisinin ikinci sezonu, uzun süredir beklenen finaline ulaştı. Sekizinci bölüm olan "The Southern Cross", dizi tarihindeki en önemli anlardan birini sunarak, karakterlerin süper kahraman kimliklerinden sıyrıldığı bir mahkeme odası düellosuna sahne oldu.

Dizinin showrunner’ı Dario Scardapane, finalde beklenmedik bir hamle yaptı. Daredevil ve Kingpin’in son karşılaşması, süper kahraman kostümleriyle değil, avukat Matt Murdock ile Belediye Başkanı Wilson Fisk olarak, bir mahkeme salonunda gerçekleşti. Bu tercih, dizi için hem cesur hem de riskli bir karar oldu. Zira ilk sezonun zorlu yapısından dolayı, Daredevil: Yeniden Doğuş’un aslında daha çok hukuki ve politik bir gerilim olarak tasarlandığına dair eleştiriler vardı. Scardapane, bu vizyonu yeniden canlandırarak, karakterlerin süper kahraman kimliklerini ikinci plana attı.

Önceki bölümlerde Matt Murdock’un kostümünü nadiren giydiğini ve Wilson Fisk’in giderek daha dengesizleştiğini görmüştük. Belediye başkanı olarak görev yaparken, önce bir yardım maçında dövüşmüş, ardından Daredevil’le çatışmaya girmişti. Bullseye karakteri de, Netflix’in üçüncü sezonundaki FBI ajanı kimliğinden tamamen farklı bir süper kötüye dönüşmüştü. Finaldeyse, Fisk sadece tanık kürsüsünde yer aldı, Bullseye ise gizli operasyonlara gönderilirken, Daredevil de süper güçlerini sadece mahkeme huzurunda sergiledi.

Peki, final bölümü "The Southern Cross" tatmin edici miydi? Evet, ancak bunu anlamak için Daredevil: Yeniden Doğuş’u, Matt Murdock ve Wilson Fisk’in dürüst bir yaşam kurma çabalarının hikayesi olarak görmek gerekiyor. Penultimate bölümde, Matt Murdock saklandığı yerden çıkarak, Kirsten McDuffie ile birlikte Karen Page’in gönüllü savunmasını üstlendi. Fisk de bu duruşmaları ofisinden izliyordu, ancak şimdi düşmanıyla yüzleşmeye hazırdı.

Bölümün gerilimi, Charlie Cox (Matt Murdock) ve Vincent D’Onofrio’nun (Wilson Fisk) birbirlerine karşı oynadıkları ustaca performanstan kaynaklanıyordu. İki oyuncu, karakterlerini yıllar içinde mükemmelleştirerek, diziye olan hakimiyetlerini kanıtladılar. Born Again’in basın turunda, önceki showrunner’ların kararlarına karşı çıkarak, Disney’in dizinin yönünü değiştirmesine katkıda bulunduklarını açıklamışlardı. Bu final, onların vizyonunun bir sonucu olarak değerlendirilebilir.

Iain B. MacDonald’ın yönettiği ve Scardapane ile Jesse Wigutow’un yazdığı bölüm, karakterlerin geçmişini aydınlatan bir kapanış sundu. Jessica Jones’un da finalde yer alması, dizinin geniş Marvel evreniyle olan bağlantılarını güçlendirdi. Tüm bu unsurlar, Daredevil: Yeniden Doğuş’un süper kahraman hikayelerinden farklılaşan, daha derinlikli bir anlatıya sahip olduğunu gösterdi.